Zayıflama, kiLo, Diyet, Sağlık ve Moda , Zayıflama Hapı

Hamilelik haberleri

Bebeklerde boy-kilo tablosu

Uzmanlar, 0-6 yaş arası her sağlıklı çocuğa gelişim tarama testi yapılması gerektiğini söylüyor.Çoğu anne ve baba, çocuğu okulda başarısız oluncaya kadar gelişimsel bozukluğu fark etmiyor. Çocuğun gelişimsel sürecindeki gecikme hafifse fiziki muayanede de farkedilmiyor. İşte bu durumda devreye gelişim tarama testi giriyor. Uzmanlar, gelişim tarama testinin, 0-6 yaş arası her sağlıklı çocuğa yapılması gerektiğini söylüyor. 15 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanan bu test sayesinde çocuğun gelişim süreci her yönüyle taranmış oluyor. Test, çocuğun ileriye yönelik davranışlarında önemli rol oynayan dış dünyayla ilişki, dil ve yürüme gibi motor ve el becerileri konusunda ebeveyne ve hekime yol gösteriyor.

Gelişimsel Çocuk Nörolojisi Derneği Başkanı Prof.Dr.Kalbiye Yalaz, `…El becerisi çocuğun gelişim basamakları içinde en önemlisini teşkil ediyor. Çok basit testlerle, çocuğun el becerisinin ne olduğunu saptayabiliyoruz` diye konuştu. 6 Yaşına Kadar En Az 4 Defa Uygulanmalı 6 yaşına kadar en az 4 defa uygulanması gereken gelişim tarama testi ile nörolojik ve psikolojik sağlık sorunlarına erken müdahale şansı söz konusu oluyor. Prof. Dr. Yalaz şu bilgileri veriyor: `Hem bilişsel, hem hareket bozukluklarını gösterebiliyoruz… Kabaca çocuğun normal işitip işitmediğini anlamak için test yapıyoruz. Hem de sorguladığımız zaman konuşmasına bakıyoruz. Konuşma bozukluklarını bu testle öğrenmek mümkün.`

Gelişim tarama testi her hastanede çocuk gelişim uzmanları tarafından yapılabiliyor

Tüp bebek tedavisi nasıl yapılır

Tüp bebek için başvuran çiftlerle, ilk olarak tanışma ve değerlendirme görüşmesi yapılır, gerekli olan tetkikler planlanır. Daha sonra tetkiklerin sonuçlarına göre o çifte ait uygun bir tedavi yöntemi tespit edilir. Çifte, tüp bebek hakkında daha ayrıntılı bilgi verilir. Yumurta geliştirme aşamasında, kadının yaşı, adet durumu ve hormonal tablosuna göre kısa veya uzun ilaç kullanımı seçilir. Uzun programda, üreme ile ilgili mekanizmaların baskılanması için yaklaşık 8-10 gün süren bir ön tedavi (Lucrin) uygulanır. Her iki yöntemde adetle birlikte yumurta üretimi uyaran ilaçlar (Puregon, Gonal-F, Menogon) kullanılmaya başlanır. Tüp bebek tedavisinde ilaçların kullanımı sırasında, yumurta üretimini istenen düzeyde tutabilmek için, giderek sıklaşan aralıklarla ultrason ve hormon takipleri yapılır ve gerekirse ilaç dozu değiştirilir. Yaklaşık 10-12 gün içinde yumurta gelişimi istenilen düzeye gelir. Yumurta hücrelerinin son olgunlaşma aşamalarına gelmelerini sağlayan bir ilacın (Pregnyl, Profasi) uygulanmasından yaklaşık 35-36 saat sonra yumurta toplanması planlanır. Bu işlem için çiftlerden belirlenen saatte hastaneye gelmeleri istenir.

Program sırasında, bir kez yumurta toplama, bir kez de embriyo transferi sırasında olmak üzere toplam iki kez, sabah gelip akşam gitme şeklinde hastanede kalınır.

Yumurta toplama işlemi, hafif bir genel anestezi altında ve ameliyathane koşullarında vaginal yoldan özel bir iğne ile, ultrasonografi kontrolunda uygulanır. Aynı gün sperm de alınır. Erkeğin program süresince, sadece spermin alındığı gün hastanede bulunması yeterlidir. Yumurta toplandığı gün, oluşması beklenen gebeliğe destek vermek üzere bazı yardımcı ilaçlara başlanır.

Laboratuar şartlarında döllenme sonrası (icsi, mikroenjeksiyon, ivf) oluşan embriyolar, yumurta toplama işleminden en erken 2 gün sonra, genellikle 3. gün kadının rahimi içine ince bir plastik aletle transfer edilir. Embriyo transferi, ağrısız, kısa süren ve anestezi gerektirmeyen bir işlemdir. Birkaç saat hastanede dinlenmeyi takiben, hasta evine gidebilir. Embryo gelişimini desteklemek için ilaçların kullanımı devam eder.

Çok sayıda iyi gelişmiş embriyosu olan çiftlere iki seçenek sunulur.

Üçüncü gün embryo transferi yapıldıktan sonra kalan embryoların dondurulması

Beşinci gün transfer. Bu, bazı özel durumlar için uygulanır. Embryo dondurma şansı daha azdır.

Embriyo transferinden 12 ve 14 gün sonra toplam iki kez kanda gebelik testi yapılır. Gebelik testi negatif sonuç verirse progesteron tedavisi kesilir ve birkaç gün içinde görülen adetle program sona erer. Gebelik testi pozitif çıkarsa progesteron tedavisine devam edilir. Testlerden bir hafta sonra gebelik kesesinin görülmesi, bundan bir hafta sonra da bebek kalp hareketlerinin görülmesi vaginal yolla yapılan ultrasonografik muayenede mümkün olur.

Doğum sonrası en güzel anne olabilmek

Doğum sonrası en güzel anne olabilmek için yapmanız gerekenleri biliyor musunuz ?Doğum sonrası vücudunuzda oluşan çatlaklar, fazla kilo ve sarkmalar moralinizi bozmasın. Estetik sektöründe hepsinin çaresi var! Doğum sonrası oluşan şekil bozulukları annede ruhsal ve bedensel etkilenmelere yol açıyor. Egzersiz gibi önlemlerle arzu edilen düzelmeler sağlanamıyorsa, uygun plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmak mümkün olabiliyor. Memorial Hastanesi Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Deniz İşcen, doğum sonrası kadınların nasıl güzelleşebileceği ile ilgili bilgi verdi… Masaj yapın: Hamilelik döneminden itibaren bebe yağı ve badem yağı ile uygulanacak masajlarla deri çatlaklarını en aza indirebilirsiniz Bedendeki değişiklikler her ne kadar yavaş yavaş gerçekleşse de bu değişimin doğum sonrasını daha az etkilemesi için hamilelikte gereğinden fazla kilo almamak ve genişleyen deriye yağlı masajlar yaparak kalıcı hasarı azaltmak önerilir.

Bu konuda en çok bebe yağları ve badem yağı öneriliyor, tabii ki hergün bir yenisi geliştirilen kozmetik kremleri de uygulamak mümkün.

Özellikle gebeliğe bağlı çatlakların oluşmasını engellemek amacıyla gebeliğin başından itibaren derinin esnekliği artırılabilirse oluşacak hasar en aza indirilebilir. Tabii burada derinin özellikleri de söz konusu, çünkü genetik etkiler daha fazla çatlamaya neden olabiliyor. Yine de yağlı masajdan vazgeçmemek gerek.

Sarkmalar bir ölçüde egzersizle önlenebilir. Bölgesel biriken yağlardan doğum sonrasında derhal başlanılan uygun bir egzersiz programı ile kurtulmak mümkün olabilir.

ESTETİK CERRAHİ

Eğer sıralanan önlemlerle istediğiniz görünümü elde edemiyorsanız estetik cerrahiden yararlanabilirsiniz. Fakat bu yardım asla hemen sezaryen sonrasında yapılacak bir karın ameliyatı veya süt verirken yapılacak meme ameliyatları olmamalıdır. Bu yüzden ilk bir yılın geçmesini beklemelisiniz. Yapılacak işlemler doğurganlığı, doğurabilmeyi ve emzirmeyi etkilemiyor.

YAĞ ALDIRMA

Eğer tekrar bir doğum düşünmüyorsanız karın ve yağlar için girişimlerde bulunabilirsiniz. Aslında bir sonraki doğumu engelleyen bir durum söz konusu olmasa da, cerrahi ile alınacak sonuç yeni bir doğumla bozulacağı için bu durumda ameliyat pek önerilmiyor. Bu özellikle karından yağ çıkarılan ameliyatlar ve meme ameliyatları için geçerlidir. Aspirasyonla yağ alma yöntemi olan liposuction, tekrar bir doğum yapılacak da olsa, karın ve bacak yağları için uygulanabilir.

İDEAL GÖĞÜSLER

Anneliğin ardından plastik cerrahtan en çok yardım istenen konulardan biri de meme estetiğidir. Bazı kadınlarda meme, emzirme sırasında çok büyüyebiliyor ve eski haline dönmüyor. Bazen de süt verme sona erdiğinde memenin içi boşalarak sarkık bir torbaya dönüşüyor. Dr. İşcen memeye estetik açıdan şekil vermek için mutlaka süt vermenin bitmiş olması gerektiğini söylüyor. Bu durumun silikon protez, küçültme ve kaldırma ameliyatlarında da geçerli olduğunu söylüyor.

VAJİNAL ESTETİK

Normal doğum, vajeni de esneten bir olaydır. Zamanla buradaki dokular eski boyutuna ve esnekliğine kavuşurlar. Kadın-doğum uzmanları vajeni daraltma ve mesaneyi asma işlemini gerçekleştirilir. Plastik cerrahlar sadece doğuma bağlı veya doğuştan olan dış genital organ şekil bozukluklarında düzeltme yapabilirler.

İkiz bebek belirtileri

İkiz bebekleri nerede görsek ilgimizi çeker. Sokakta bir annenin ya da babanın ikiz bebeklerinin arabasını sürmesini sevimli buluruz. Ancak ikiz bebekleri büyütmek göründüğü kadar kolay değildir. Üstelik bu konuda dünyada yapılmış çok az bilimsel yayın bulunmaktadır. Acıbadem Maslak Hastanesi Bebek Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman, son 30 yılda ikiz bebek oranlarında yüzde 65 oranında artış olduğunu, yılda 1,5 milyon bebeğin doğduğu Türkiye’de ise 45 bin ikiz doğum meydana geldiğini belirtiyor. İkiz doğumların artmasında başlıca üç neden var: 40 Yaşında Her Bin Doğumun 50’si Çoğul Gebelik 1. İleri Anne Yaşı: İleri anne yaşı, hiçbir yardımla gebelik olmasa da çoğul bebek riskini artırıyor. Bunun nedeni ileri yaş annelerinde yumurtlama sayılarının yüksek gitmesidir. 20 yaşındaki gebelere bakıldığında bin doğumun 22’si ancak ikizken, 40 yaşında bin doğumun 50’si çoğul gebelik oluyor.

İkiz Doğum Normal Gebelikte Yüzde 1, Tüp Bebekte Yüzde 13

2. Tüp Bebek Yöntemleri:

Tüp bebek yöntemlerinin son yıllarda artan sayılarda uygulanması başta ikiz bebekler olmak üzere çoğul gebelik oranlarını artırıyor.

l Tüm dünyada 80’lerin ortasından 90’ların sonuna doğru ikiz ve üzeri çoğul gebelikler adeta moda gibiydi. Bu bebekler o kadar erken doğdular ve öyle problemlerle yaşadılar ki, bazı duraklar ve frenler getirildi.

l 1990’ların son döneminde “fetal redüksiyon” denilen işlemle, ikiz üzeri olan tüm çoğul gebeliklerde ikize indirmek söz konusu oldu. Bu bile çoğul gebeliklerin beklenenin üzerinde olmasına yol açtı.

l Pek çok aile, çok çeşitli nedenlerle, maksatlı olarak kaybedilmesine izin vermedikleri için 2000’lerin başında kadın doğumcular ve tüp bebek merkezleri daha az bebeği transfer ederek, fazla sayıdaki bebeğin anne karnına yerleşmemesi için çalışmalarda bulundular.

l Özellikle üçüz ve üzeri çoğul gebelikler 90’ların sonlarına göre daha az doğuyorlar. Bu da risklerin azalması açısından çok daha faydalıdır. Gerçekten de tüp bebek tedavisi sonucunda ikiz gebelik riski, normal gebeliklere göre 10 kat daha fazladır. Bütün normal gebeliklerde ikizlik yüzde 1 iken, tüp bebeklerde yüzde 13 oranında görülür.

Çoğul Gebelik Savaştan Sonra Artıyor

3. Başka Faktörler:

Nijeryalı kadınlarda ikiz doğurma binde 45 oranındayken, İskandinav ülkelerinde çok daha düşüktür. Tarihsel olarak bakıldığında toplumların çok stresli dönemlerinin hemen sonrasında ikizlikler artar, 3-4 sene sonra bu oran rayına girer. Bu artış, toplumun savaş sonrasına hızlı nüfus üretmek içgüdüsünden kaynaklanıyor olabilir. Belki bu ekonomik krizin hemen sonrasında biz de doğal çoğul gebeliklerin arttığı bir süreç yaşayabiliriz.

Tek Ve Çift Yumurta İkizinin Farkı Nedir?

Tek yumurta ikizleri:

Tek yumurta ikizleri bir yumurta hücresinin sperm hücresiyle döllendikten sonra aynı yumurtanın ikiye ayrılması ile oluşur. Tek yumurta ikizlerinin, kan grupları, cinsiyetleri, saç göz rengi aynı olur. Bunların kesin tanısı genetik DNA testleriyle konulur. Bu ikizlerin çoğunun plasentası da aynıdır. Ayrı plasenta yüzde 30 oranındadır. Plasenta zarlarına mikroskop altında bakıldığı gibi, son yıllarda genetik tanıya da başvurulmaktadır.

Çift yumurta ikizleri:

Çift yumurta ikizlerinde iki yumurta iki spermle birleşir ve iki ayrı bebek oluşur. Bu ikizleri aynı odayı paylaşan kardeşlere benzetebiliriz. Ayrı yumurta ikizleri birbirlerine çok benzeyebilecekleri gibi bazen de hiç benzemeyebilirler. Bu ikizlerin DNA’ları yüzde 50 oranında aynıdır. Kardeşlik açısından birbirlerine benzeyebilirler, farklı cinsiyette olabildikleri gibi aynı cinsiyette de olabilirler. Ayrı yumurta ikizlerinin kendilerinin de ikiz bebek doğurma şansı 2,5 kat artar.

Yarı aynı yumurta ikizleri:

Birbirine çok benzeyen biri kız, biri erkek ikizler yarı aynı yumurta ikizlerini düşündürür. Bir yumurta döllenmeden kendi başına ikiye bölünür. İki ayrı sperm tarafından döllenir. Ayrı cinsiyette olabilen bu ikizlerin DNA yapısı yüzde 75 aynıdır.

Yapışık ikizler:

Yapışık ikizler de aynı yumurta ikizleridir. Çok nadir görülen bu ikiz türü, 200 bin gebelikte bir görülür. Bunların yüzde 65’i ilk günde ölür, yüzde 90’ı da ilk sene içinde ölebilir. Bu bebekleri ayırarak yaşamlarını sürdürmek çok zordur. Bu noktada hangi organlarını paylaştıkları çok önemli olur.

Sağlıklı Beslenerek Diyet Yapın

Can boğazdan gelir diyerek her önümüze geleni geri çevirmeden yedik, çok şükür diyelim ama uzun zamandır, bu dikkatsizce beslenmenin elbette olumsuz semerelerini alacağız. Diyet uygulama yaşı oldukça düşmüş durumda gelişme çağındaki çocuklarımızıda bilinçlendirerek daha sağlıklı birer birey olmaları konsundaki gayretimizi beslenme konusundada gösterip onlarıda sağlıklı beslenme konusunda bilinçlendirmeliyiz, yetersiz ve dengesiz beslenmenin psikolojik sorunlara da sebep olabiliyor,

Hemen kısa yoldan kilolarınızı hesaplayabileceğiniz, sayfamızı ziyaret ederek öncelikle kilo verme konusunda durumunuz nasıl ve nekadar fazlanız var fikir sahibi olarak işe başlayabilirsiniz.

Kilo kontrolünü ilerleyen yaş döneminde daha sağlıklı yaşam için beslenme düzeni mutlaka şart unutmayın sağlıklı beslenemeyen kişiler bir çok sağlık sorunlarına karşı korumasız olacaklardır.

Çocuklar ve Vegan Diyeti

Bir çocuk vegan diyetiyle gelişip serpilebilir mi? Cevap, evet! Birçok çalışma, vegan diyetinin riskleriyle karşılaştırılınca tipik “Batılı diyet”in sağlığa zararlı etkileri olduğunu gösteriyor. Gerçekte, vejetaryen diyetler çocuklarda hastalıklara karşı direnç oluşturma ve hatta yüksek IQ (1-5) ile ilişkilendiriliyor.

Uygun planlama ve biraz kendi kendini eğitmeyle anne babalar çocuklarını hayvansal ürünler içermeyen diyetle beslemek konusunda emin hissetmeliler.

Sağlıklı besin seçenekleri şunları içerir:

Yoğun protein içeren besinler: Fasülye, soya, tam tahıllar, kabuklu yemişler vb.
Kalsiyum kaynakları: Fasülye, yapraklı yeşillikler, incir, pekmez, takviye edilmiş içecekler vb.
Demir kaynakları: Tahıllar, kuru meyve, hindistancevizi sütü, pekmez, soya fasülyesi, fasülye vb.
Çinko kaynakları: Kabuklu yemişler, tohumlar, tahıllar, nohut, soya fasülyesi vb.
Olası besin duyarlılıklarına karşı bir yaşına kadar buğday ve kabuklu yemişlerden kaçının.

Yemek seçen çocuklar için takviye gerekli olabilir; ama çoğu besinsel ihtiyaç diyetle karşılanabilir. D vitamini ve B12 bu konuda birer istisna olabilir ve ebeveynler en uygun beslenmeyi takviye edilmiş gıdalar veya besin takviyeleriyle sağlamalıdırlar. Vegan diyetler genellikle yanlış anlaşıldığı için ve hatta iyiniyetli aile üyeleri, komşular ve öğretmenler tarafından korkulduğu için toplum desteği bulmak çocuğunuza sağlıklı yeme alışkanlıkları sağlama konusunda çok önemli olabilir. Çocuğunuzun hayatında olan bu kaygılı insanları eğitmek ve sahip olmaları muhtemel herhangi bir yanlış kanıyı gidermek için birçok mükemmel kaynak bulunmaktadır.

Günümüzün sosisli sandviç ve dondurma dünyasında bir çocuğu vegan diyetle yetiştirmek zorlu olabilir; ama ebeveynler temin edilmelidir ki yapılan araştırmalar onların tarafında.

Aşağıdaki kaynaklar özellikle çocuklar için vegan diyeti destekler niteliktedir:

The Vegetarian Society UK
www.vegsoc.org

The Vegetarian Resource Group
www.vrg.org

European Vegetarian Union
www.ivu.org

Physician’s Committee For Responsible Medicine
www.pcrm.org

Doğum Sonrası Kilo Verme Rehberi

Doğum sırasında aldığınız kiloları birtürlü veremiyor musunuz? İlk adımı atsam gerisi gelir diyenler için bu yazı kaçmaz!

Kilo Vermek İçin İlk Adım
İlk adım, kendinizi sorgulamak ve nereden başladığınıza karar vermekolmalıdır. Beslenme alışkanlıklarınızda ani değişiklikler yapmak, sizi ilk etapta korkutabilir. Bunun için bir hedef listesi belirleyip adım adım kolaydan başlayarak ilerleyin. Örneğin ilk gün hedefinize 1 porsiyon meyve/sebze ekmek varsa, ikinci gün kahvaltı yapmak alışkanlığı kazanmak olmalı. Çalışan anneler genelde kahvaltıya zaman bulamamaktan yakınırlar. Bunu bir bahane olmaktan çıkarın; akşamdan hazırlanacak kepekli bir sandviç veya hızla tüketilecek meyveli yoğurt veya mısır gevreği alternatifleri kolaylık sağlaycaktır.
Neden Yemek Yediğinizi Tespit Edin
Çoğu zaman tamamen duygusal açlıktan ötürü yemek yiyen birileriyseniz her eksra porsiyonla elbise ölçülerinizinde giderek artacağına odaklanın. Gerçekten aç olup olmadığınızı test edin. Yemek yemek, hayatın devamı için önemli olduğu kadar hiç kuşkusuzhayatın en büyük zevklerinden biridir. Ancak aşırı yemek yemek sonucu davetsiz misafir olan kilolar, hem sağlığınızı hemde zevkinizi kaçırabilir, bunuda aklınızdan çıkarmamalısınız. Bir şeyler yemeden önce kendinizi sorgulamalısınız: “gerçekten aç mıyım, yoksa sadece başkaları yiyor diye ya da yemeği karşımda gördüm diye mi yiyorum?” sorusunu lütfen kendinize sorun ve cevaplayın. Bu sayede daha mantıklı seçimler yapacağınız ve hayat boyu kilo sorunlarıdan uzak duracağınız aşikar. Her zaman yemek tabağınızın yarısını haşlanmış sote, fırın veya benmari usulü hazırlanmış sebze ve/veya salatalarla dolu olmasına özen gösterin.

Kalorileri Kısıtlamak İçin 15 Öneri
1) Dışarıda yemek yerken kalori kısıtlamak mümkün: Örneğin sipariş ettiğiniz tabağı yakınınızla paylaşmak ya da yarısınız eve götürmek üzere paketletmek, daha küçük ebatlarda olan yemek tabakları ile servis etmek, daha düşük kalorili besinlerle sevdiğiniz ve muhtemelen yüksek kalorili besinlerikombine etmeye çalışmak gibi…
2) Çalışan anneler bahane bulmaktan vazgeçsin: Çalışan anneler çoğu zaman iş yerinde çıkan yemekleri tüketek ya da dışarıdan yemek sipariş etmek durumunda kalabiliyor. Budurumlarda makul seçimler yapmayı öğrenmelisiniz. Çorba ve salata, ana yemek ve salata ve bazı günler de yemek götürerek denge kurmaya gayret etmelisiniz.
3) Yemeklerinizi tadlandırın: Baharatlar, tat vericiler, limon suyu, elma sirkesi, hardal, balzamik ile yemeklerinizi tadlandırmayı deneyin. Yemeğe salata veya az yağlı kremasız, prinçsiz, etsiz çorbalarla başlayın. İşe veya misafirliğe giderken yemeğinizi yanınızda taşımaya gayret edin.
4) Her diyet ürününe kanmayın: Etiket okuma alışkanlığı kazanın. Diyet ürünler artan talep ve kişilerin daha sağlıklı olma çabaları ile piyasada diyet ismi altında pek çok ürün yer alıyor. Bu nedenle mutlaka etiketleri okumalı, şeker, yağ, posa ve kalori içeriği kontrol edilerek tüketilmelidir.
5) Tatlı krizlerini tatlıya bağlayın: Bunun için hafif bir öğle yemeği yiyip, masum bir tatlıkaçamağı yapmak için kendinize hak tanıyabilirsiniz. Öte yandan bu krizlerin sıklaşmaması için 2 hafta tatlı tüketmemeye gayret edin. Sonuçta “sugar free” bir hayat olacak şaşırmayın

Hamilelikten Önce Diyet Yapılır mı?

Hamile kalmayı planlıyorsanız ve fazla kilonuz varsa, kendiniz ve bebeğinizin sağlığı için dengeli beslenerek, yavaş kilo vermelisiniz. Çünkü hamilelik öncesi hızlı kilo kaybı kesinlikle önerilmiyor

Hem bebeğiniz hem de sizin için yeterli ve dengeli beslenmek hamilelik boyunca tek hedefiniz olmalı. Eğer planlı bir gebelik ise ve fazla kilonuz varsa kendiniz ve bebeğiniz için depolarınızı dolu tutacak şekilde yavaş kilo verip dengeli beslenme prensipleri çerçevesinde kendinizi tabii ki daha uygun ağırlıkla hamileliğe hazırlayabilir-siniz. Ancak hamilelik öncesi hızlı kilo kaybı besin öğeleri açısından yetersiz bir diyet kesinlikle önerilmez.
Et, süt, meyve, sebze, tahıl ve ekmek besin gruplarından yeterli ve dengeli tüketmeniz, hamilelik döneminde artan besin öğesi gereksiniminizi karşılamanın en kolay ve zahmetsiz yoludur. Bebeğinizin gelişimini sağlayabilmek için günlük almanız gereken enerji miktarına 300 kalorilik bir enerji ilavesi yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Böylelikle gereksinimlerinizi karşılamış ve sağlıklı olan düzeyde, vücut ağırlığındaki artışı sağlamış olursunuz.

Hamilelik öncesi diyet yanlış mı?

Hamilelik döneminin anne ve bebek açısından sağlıklı geçmesi, yeterli ve dengeli beslenme ile ilişkilidir. Bu dönemde anne hem kendi ihtiyaçlarını hem de bebeğinin ihtiyaçlarını karşılayabilmelidir. Bu nedenle eğer anne adayı kilolu ise gebelik öncesi yetersiz ve dengesiz diyet uygulamalarıyla depolarının boşalmasına neden olabilir. Bu dönemde anne adayı için program, beslenme biliminin ilkelerine uygun olarak bir diyetisyen tarafından hazırlanmalıdır. Kilolu olarak gebeliğe başlanması anne adayında gestasyonel diyabet riskini doğurabilir. Bu duruma bağlı olarak kan basıncında artış ve 4,5 kg üstünde doğum gelişebilmektedir. Aynı zamanda zor ya da maalesef ölü doğum gelişmesi de söz konusudur.

Kilolu hamile kalan anne adayları diyet yapabilir mi?

Gebeliğe fazla kilo ile başlandıysa, ilk üç ay alınan kaloriyi çok fazla artırmaya gerek yoktur. İlk üç ay kilo almamak sorun yaratmaz. Ancak ağırlık kaybına neden olabilecek davranışlarda bulunmak veya ağırlık kazanımını katı bir şekilde sınırlandırmak da gebelik dönemi için uygun bir davranış değildir.

Anne diyet yaparsa bebek de zayıflar mı?

Uygun ağırlık kazanımı bebeğin doğum ağırlığını etkileyecektir. Eğer vücut ağırlığındaki artışı uygun olmayan şekilde sınırlandırırsanız, bebeğinizin düşük doğum ağırlığı ile doğmasına, yeterli olarak gelişimini tamamlayama-masına sebep olabilirsiniz. Bebeğin 2,8 kilodan düşük ağırlıkta doğması, daha fazla ağırlıkta doğan bebeklere göre, hastalıklar açısından zayıf olmasına yol açmaktadır.

Hamilelikte diyet yapılır mı?

Bebek, anne rahminde annenin yedikleriyle beslenir, büyür ve gelişir. Gebelik süresince sağlıklı bir bebeğin gelişimini sağlamak için çoğu besin öğesinin gereksinimi artmaktadır. Bu nedenle hamilelikte beslenme çok büyük önem taşımaktadır. Anne adayı bu dönemde diyet yapmaktan kaçınmalı. Onun yerine yeterli ve dengeli beslenerek, planlı hareket ederek, fiziksel aktivitesini uygun düzeyde tutarak hem bebeğinin gelişimine katkıda bulunur, hem de sağlıklı ve rahat bir hamilelik geçirir. Gebelik döneminde 9 -12 kg ağırlık kazanımı normaldir, ancak gebeliğe fazla kilo ile başladıysanız 7 – 8 kg ile gebeliği tamamlamak da mümkün olabilir. Eğer ikiz bebek bekliyor-sanız ortalama 17 – 22 kg ağırlık kazanımı normaldir.

HAMİLELİK DÖNEMİ İÇİN ÖNEMLİ BESİN ÖĞELERİ

Protein

Proteinler bebeğin büyüme ve gelişmesinin sağlanması için de gereklidir. Hamileler için günlük alınması önerilen protein miktarı 60 – 70 gramdır. Eğer günde 3-4 porsiyon protein içeren süt, yoğurt, peynir ve de 120-150 gram kırmızı et, tavuk veya balık tüketiyorsanız, bu ihtiyacınızı karşılıyorsunuz demektir. Bebeğin beyin gelişimi için haftada iki kez balık tüketin.

Demir

Demir; yumurta, et ve türevleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve kuru meyvelerde bulunur. Gebelikteki demir ihtiyacını yeterli miktarda sağlamak zordur. Çünkü etkin bir şekilde emilimi sağlanamaz. Bu nedenle demirden zengin bir diyete ek olarak, hekiminizin verdiği demir takviyesini kullanmanız gerekir. Bu takviyelerin en iyi şekilde emilimini sağlamak içinse, yemeklerle birlikte değil, aç karnına veya meyve suyu ile alınması önerilmektedir.

Anneler hamilelik sonrası diyet yapmayın

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi diyetisyeni Uğur Bayramoğlu, doğum sonrası annelerde süt oluşumu için gereken enerjinin, hamilelik sırasında alınan kilolardan karşılandığını söyledi.

Bayramoğlu, yaptığı açıklamada, kadınların hamilelik sırasında aldığı kilolardan şikayetçi olduklarını ve bu kiloları vermek için diyet uygulamak istediklerini belirtti.

Hamilelik sonrası diyet yapmanın, bebeğini emziren anneler için sakıncalı olduğuna dikkati çeken Bayramoğlu, “Doğum sonrası annelerde süt oluşumu için gereken enerji, hamilelik sırasında alınan kilolardan karşılanmaktadır. bebekler süt emdikçe annenin göğsünde yeni süt oluşumu sürecektir ve böylece kilo verme sağlanacaktır. Doğru emziren ve ev içerisinde fiziksel aktivitesini sürdüren bir anne, diyete gerek duymadan hamilelik sırasında aldığı kiloları verebilir“ dedi.

Doğum sonrasında süt oluşumunun hızlanması ya da artması için annelerin tatlıya yönlendirilmeye çalışıldığını ifade eden Bayramoğlu, “Hamilelik sonrası süt salımı, yaklaşık 700-800 mililitre kadardır. Tatlı besinler tüketmek, bunun artması ya da azalmasına sebep olmaz. süt salımı ancak bebeğin düzenli süt emmesi ve annenin sıvı tüketiminin fazla olmasıyla mümkündür“ diye konuştu.

Bayramoğlu, hamilelik sırasında 9-12 kilogram almanın normal olduğunu kaydederek, bir insanın günde 500-700 kalori alırken, hamilelikte bunun üzerine 700-800 kalori daha eklenerek beslenilmesi gerektiğini vurguladı.

ANNE BEBEĞİNİN BESLENMESİNE DE DİKKAT ETMELİ

Bayramoğlu, beslenme alışkanlığının çocuk yaşlarda oluşmaya başladığına, bu nedenle doğum sonrası annenin kendisine dikkat ettiği kadar bebeğin beslenmesine de dikkat etmesi gerektiğine işaret ederek, aksi halde bebeğin ileriki yaşlarda obezite sorunuyla karşılaşabileceğine belirtti.

bebeklerin doğru emzirildiğinden emin olunması gerektiğini vurgulayan Bayramoğlu, bazı annelerin çocuklara su ya da şekerli su vererek bebeklerin süt ihtiyaçlarını artırmaya çalıştıklarını, ancak bebeklerin buna ihtiyacı olmadığını söyledi.

bebeklerde 3 yaşına kadar yağ hücre sayısının oluşmaya başladığını ifade eden Bayramoğlu, “18 yaşına kadar alınan enerjinin azlığı ya da çokluğu vücut yapısını oluşturur ve ileriki yaşlarda bu vücut yapısı böyle devam eder. Çocuk yaşlarda kilolu olan bireylerin 3`te 2`si yetişkinlikte de kiloludur“ dedi.

Çocukların doğru besinleri yanlış tükettiğini kaydeden Bayramoğlu, şöyle devam etti:

Örneğin patates kızartması yerine, patatesi küçük dilimler halinde fırınlayıp üzerine domatesli sos uygulanırsa, bu patates cipsi lezzetinde ve doyurucu olacaktır. Hamburger yemek isteyen bir çocuk haftada 1 veya 2 kez yiyebilir. Öğün saatleri dışında vereceğiniz bir meyve dilimi bile, gelecek öğünde çocuğun iştahını bir nebze de olsa köreltecek ve daha az yemesine neden olacaktır.

Bebeğinizin sağlıklı uyuması için

Uyku, bebeklerin fiziksel ve zihinsel gelişimleri açısından son derece önemlidir. Çağın hastalığı alerjiden, bebeklerin sindirim refleksi olan kusmaya kadar pek çok araştırma, miniklerimizin özellikle ilk aylarda, zamanın çoğunu geçirdikleri ilk yataklarının mercek altına alınmasına neden oluyor. Aynı şekilde uyku kadar önemli olan ise bebeklerimizin üzerinde uyudukları yataklarıdır.

Bu konuda White and Soft’un geliştirdiği bebek yatağı, uyku dahil, bir bebeğin sağlıklı büyümesi için gereken tüm özellikleri barındırıyor. White and Soft’un kurucusu Cem Akın, baba olmasıyla birlikte önemini kavradığı kendi kızı için araştırıp geliştirdiği ve yepyeni bir ürün gamı olarak tüm bebeklere armağan ettiği bu bebek yatakları ciddi bir açığı da kapatıyor.

Bebek yatakları iki tarafı da kullanılacak şekilde tasarlanıyor. Çünkü uzmanlar, bebeklerin doğumu takip eden ve kusmaların sıkça yaşandığı ilk altı ayda, orta sert bir yatakta yatması gerektiğini söylüyorlar. Bunun gerekçesi, başını ilk bir iki ay oynatamayan bebeğin kusma ya da nefessiz kalma sonucu boğulmasını önlemek. Böylece orta sert yatakta bebeğin başı yatağa gömülmüyor, bu da daima nefes alabileceği bir alan bulmasını sağlıyor. İlk altı ayın sonunda ise bebeğin orta yumuşak bir yatağa geçmesi gerekiyor. Bu da kas-istelet sisteminin gelişimi kadar rahat bir uyku uyuması için de son derece önemli görülüyor.

İşte White and Soft bebek yatağı, bu ihtiyaçlar düşünülerek çift taraflı olarak hazırlanıyor. İlk altı ay orta-sert yatakta uyuyan bebek, 6’ıncı aydan sonra yatağın ters-yüz edilmesiyle bu kez orta yumuşak tarafta yatmaya başlıyor. Ailelerin tercihi doğrultusunda iç yüzeyleri pamuk ve yün kaplı olarak hazırlanan yatak, çıkarılıp yıkanabilen dış kılıfıyla da yatağın temiz ve hijyenik kalmasını sağlıyor. İleride tuvalet eğitiminde de gönül rahatlığıyla hijyenik olarak kullanma imkanı sağlıyor.

Sayfa: 1 / 3123»