Kullanılan ilaçlar hedeflenen rahatsızlıklara göre ilgili bölgelere etki ederek iyileşme sürecine etki ederler. Diyet beslenme proğramı ise doğrudan tüm bünyemizi etkileyen önemli unsurdur. Hazırlanan diyet listemiz vücudumuzun tüm ihtiyaçlaını karşılama konusunda yetersiz kalması durumunda halsizlik ve yorgunluk olarak kendini gösterecek sonraki aşamalra ise depresyona varan etkilerle kendisini hissettirecektir. Her ne şekilde olursa olsun çevremeziden aldığımız etkileri olumlu yada olumsuz şekilde beynimiz yorumlar. Beslememizede gereken besinleri düzenli ve yeterli miktarlarda ladığımız sürece ruhi durumumuz daha sağlıklı ve dengeli olacaktır.
Damarlarımızda gezen kanımızdaki bir takım eksiklikler beynide tekilediği gibi balık ve cevitde bolca bulunan omega 3 ihmal edilmemesi gereken besin türleridir. Karbon hidratlı gıdalar keyif verirler, şekerin damarlarımıza geçisini sağlarlar lif miktarları fazladır. Birkısım amino asitler vücudumuzun rahatlamasın sağladığından depresyon konusunda oldukça yararlıdır. Sağlıklı bir beden için sağlıklı beslenme şarttır.
Fransızlar çok kalorili,et türü yemekler ve her yemeğin yanında içkide içtikleri halde genede çok zayıf ve forumlarında kalmayı başarıyorlar. Fransızların özel bir diyetleri olduğu için çoğu yemekleri yiyebilirler. Sizde fransızlar gibi Formunuzda ve zayıf kalmak istiyorsunuz. İsteğinizin gerçekleşmesi içinde bir çok diyet listesi ve zayıflama yollarını denemişsinizdir. Bu yaptıklarınıza rağmende hiç bir değişiklik olmamıştır. İşte şimdi fransız diyet sizi zayıflatmaya yardımcı olacaktır. Tabiki bu diyet kurallarına uyarsanız. Diyet listesi hafta içi 5 gündür. Zayıflayıp istediğiniz forma gelene kadar bu diyet kurallarına uyun ve sonucunu göreceksiniz.
1. Gün Yemekleri
Sabah Kahvaltıda: 1 tam greyfurt,1 tane haşlanmış yumurta ve 2 dilimde salam yemelisiniz
Öğlen Yemeğinde: 1 tam greyfurt, 3 ızgara eti,zeytinyağlı ve bol limonlu salata yeyin.
Akşam Yemeğinde: 1 porsiyon bonfile eti,yanındada isteğe göre haşlanmış sebzeler ve bir bardak kırmızı şarap içebilirsiniz.
2.Gün Yemekleri
Sabah Kahvaltısı: 1 yarım diyet ekmeği ile tost,1 bardak greyfurt suyu ve bir bardak şekersiz çay
Öğlen Yemeğinde: 1 porsiyondan az ton balığı,bol yeşillikli salata ve 1 tane muz
Akşam Yemeğinde: 80 gr tavuk eti,1 tabak haşlanmış bezelye,1 külah vanilya dondurma
3. Gün Yemekleri:
Sabah Kahvaltısında: 1 tane haşlanmış yumurta,1 muz ve bir fincan şekersiz kahve
Öğle Yemeğinde: 1 tabak yoğurt,2 tane bisküvi ve 1 bardak çay
Akşam Yemeğinde: 2 Adet haşlanmış sosis, brokoli az yağda pişmiş olmaz şartıyla ve az kakaolu dondurma
4. Gün Yemekleri
Sabah Kahvaltısında: 1 dilime yakın yağsız peynir,1 tane orta boy elma,1 bardak çay
Öğle Yemeğinde: 1 yarım diyet ekmeğiyle tost,1 tane haşlanmış yumurta ve bir bardak kadarda gryfurt suyu
Akşam Yemeğinde: 100 gr balık,haşlanmış sebze, 100 gr bir dilim karpuz
5. Gün Yemekleri
Sabah Kahvaltısında: 1 dlim ekmek üzerinde eritilmiş kaşar, şekersiz 1 bardak çay
Öğle Yemeğinde: 1 tabak sade yoğurt ve 1 tane doğranmış salatalık
Akşam Yemeğinde: 1 porsiyon kadar ızgarada pişirilmiş balık, Yanındada 1 tane orta boy haşlanmış patates ve soğan 1 bardakta beyaz şarap
Dengeli bir şekilde kilo vermek çok önemlidir düzenli beslenmeden kilo verilemediğini biliyoruz. Vücutta kilo vere bilmek çin öncelikle metebolizmamızın çalışması çok önemlidir. Metebolizmamızın çalışabilmesi için günde en az 4-5 öğün yemek yememiz daha doğrudur. İnsan vücudunun metebolizması çalıştıkça kilo vermeye el verişli hale gelir. Bunu söylerken tıka basa 4-5 öğün yemek yenmemeli az az yemeli ama 4-5 ögün yemeliyiz ve metebolizmamızın hızlı çalışabilmesi için su da çok önemli rol oynar günde en az 2.5 litre su içilmelidir. Suyuda yine tek seferde değil ögünlere bölerek kullanmamız çok önemlidir.
Yemek yerkende sadece bir yemek üzerinden karnımızı doyurmamalıyız. Tüm menüden tadarak yemeliyiz.
– Rahat Diyet Önersidir-
İnsan cildinin bir çok düşmanı olduğunu belirten uzmanlar, sağlıklı bir cilde sahip olmanın kurallarını açıkladı. Uzmanlar, cilde zarar veren öğeleri 7 ana maddede topladılar. İşte sağlıklı bir cilt isteyenler uyması gereken kurallar:
Sigara ve içkinin insanın iç yapısına olduğu kadar cildine de zarar verdiğini ifade eden uzmanlar, cilde zarar veren öğeleri 7 ana maddede topladılar.
Yetersiz uykunun, çok sıcak suyla yıkanmanın ve yanlış beslenmenin cildin başlıca düşmanları olduğunu söyleyen uzmanlar, sağlıklı ve güzel bir cilde sahip olmak için şunları önerdi:
Sigara ve içki içmeyin: İkisi de vücudunuzu zehirler ve geriye pörsümüş sarkık bir cilt bırakır. Sigara ayrıca ağız kenarındaki çizgilerin derinleşmesini hızlandırır.
Uykunuza dikkat edin: Geç yatılmış bir gecenin izleri hemen grileşmiş yorgun görünümlü bir ciltle kendini ele verir. Eğer yeterli derecede uyuyamıyorsanız, bunu uyandığınızda kan dolaşımını sağlayacak hareketler ve yüzünüze soğuk su çarparak telafi etmeye çalışın. Uykusuzluğun yol açtığı çizgileri kapatmak için hafif bir nemlendirici sürün.
Çok sıcak suyla yıkanmayın: Yıkanırken suyun kaynar derecede sıcak olmaması için önlem alın. Aşırı sıcak, cildi kurutur ve dokuları zedeler.
Sağlıksız beslenmeyin: Sağlıksız besleniyorsanız deriyi koruyucu yaşamsal maddeleri alamıyorsunuz demektir. Ayrıca ultraviyole ışınlarından da uzak durun.
Makyajınızı temizlemeden yatmayın: Gözenekleri tıkayarak toksinlerin cilt yüzeyine çıkıp atılmasını önler. Göz makyajı silinmediği takdirde bir göz iltihabına neden olabilir.
Sivilcelerle oynamayın: Deri dokularına zarar verir. Ayrıca enfeksiyonun çevreye yayılmasına neden olarak sorunu büyütür. Sivilcelerle hiçbir zaman oynamayın. Enfeksiyonlu bölgeye antiseptik merhem sürün.
Cildinize nazik davranın: Yüzünüzdeki ölü deriyi temizlemek için satılan bazı toz ya da kremler deriniz için fazla kaba gelebilir. Cilt tipiniz ne olursa olsun yüzünüze daima nazik davranın.
1. Sık sık seni seviyorum ve sana ihtiyacım var demeyi unutmayın.
2. Aşk şiiri yazın.
3. Yağmurda el ele yürüyün.
4. Radyodan onun için şarkı isteyin.
5. Ruj ya da traş kremi ile aynaya “seni seviyorum” yazın.
6. Çantasına cüzdanına ya da yastığının altına küçük aşk notları saklayın.
7. Kahvaltıda kalp şekilli tostlar yapın.
8. Gazetenin kişisel bölümüne aşk notları yazın.
9. Şehir içinde fayton gezintisine çıkın.
10. Süpriz haftasonu tatili hazırlayın.
11. Sevgilinizin ufak tefek gündelik ev işlerini yapın.
12. Ajandasındaki uzak tarihlere ikiniz için randevular yazın.
13. En sevdiği restorana reservasyon yaptırın.
14. Gidilecek filmi seçmesine izin verin.
15. Ona ayak masajı yapın.
16. Kalp şeklinde bir kitap ayıracı yapın ve okuduğu kitabın arasına koyun.
17. Romantik müzik CD’si koyun ve dans edin.
18. Sadece ikiniz için sürpriz parti düzenleyin.
19. Sevgilinize pofuduk oyuncaklar alın.
20. Birbirinizin falını okuyun.
21. Birbirinizde en çok sevdiğiniz 10 özelliğin listesini yapın.
22. Bu listeyi göze görünecek bir yere koyun.
23. Onun adını vücudunuza dövme ile yazdırın.
24. İkiniz için bir fotoğraf albümü hazırlayın.
25. Birlikte kampa gidin ve sadece bir uyku tulumu alın.
26. Bir şişede balonda ya da sandwichte aşk notu gönderin.
27. Sevdiğini bildiğiniz bir çizgi film karakterini taklit edin.
28. Birlikte duş alın.
29. Işıkları loşlaştırıp kanepede tv izleyin.
30. “Özür dilerim” deyip öpüp barışan taraf olun.
31. Birbirinize masaj yapın.
32. Gün boyunca her saat başı öpüşün.
33. Bir sepet dolusu şirin hediyeler gönderin.
34. Banyo aynasındaki buhara “Senin için deliriyorum” yazın.
35. Kocaman bir kurdele ile yatağınızı paketleyin.
36. Onun benzin deposunu doldurun.
37. 18 yaşında gibi davranın hatta piercing yapın.
38. Sebepsiz yere bir buket çiçekle çıkın karşısına.
39. Birlikte scrabble oynayın kullanabildiğiniz kadar aşk kelimesi kullanın.
40. Ona köpük banyosu hazırlayın etrafına mumlar yakın.
41. Parkta piknik yapın.
42. El ele tutuşun.
43. Evde mum ışığında romantik bir yemeğe giden yolu gül yaprakları ile donatın.
44. Bir hayır kurumuna sevgiliniz adına bağış yapın.
45. Onun kıyafetlerini yerden kaldırın ve ona bu konuda hiç birşey söylemeyin.
Tüp bebek için başvuran çiftlerle, ilk olarak tanışma ve değerlendirme görüşmesi yapılır, gerekli olan tetkikler planlanır. Daha sonra tetkiklerin sonuçlarına göre o çifte ait uygun bir tedavi yöntemi tespit edilir. Çifte, tüp bebek hakkında daha ayrıntılı bilgi verilir. Yumurta geliştirme aşamasında, kadının yaşı, adet durumu ve hormonal tablosuna göre kısa veya uzun ilaç kullanımı seçilir. Uzun programda, üreme ile ilgili mekanizmaların baskılanması için yaklaşık 8-10 gün süren bir ön tedavi (Lucrin) uygulanır. Her iki yöntemde adetle birlikte yumurta üretimi uyaran ilaçlar (Puregon, Gonal-F, Menogon) kullanılmaya başlanır. Tüp bebek tedavisinde ilaçların kullanımı sırasında, yumurta üretimini istenen düzeyde tutabilmek için, giderek sıklaşan aralıklarla ultrason ve hormon takipleri yapılır ve gerekirse ilaç dozu değiştirilir. Yaklaşık 10-12 gün içinde yumurta gelişimi istenilen düzeye gelir. Yumurta hücrelerinin son olgunlaşma aşamalarına gelmelerini sağlayan bir ilacın (Pregnyl, Profasi) uygulanmasından yaklaşık 35-36 saat sonra yumurta toplanması planlanır. Bu işlem için çiftlerden belirlenen saatte hastaneye gelmeleri istenir.
Program sırasında, bir kez yumurta toplama, bir kez de embriyo transferi sırasında olmak üzere toplam iki kez, sabah gelip akşam gitme şeklinde hastanede kalınır.
Yumurta toplama işlemi, hafif bir genel anestezi altında ve ameliyathane koşullarında vaginal yoldan özel bir iğne ile, ultrasonografi kontrolunda uygulanır. Aynı gün sperm de alınır. Erkeğin program süresince, sadece spermin alındığı gün hastanede bulunması yeterlidir. Yumurta toplandığı gün, oluşması beklenen gebeliğe destek vermek üzere bazı yardımcı ilaçlara başlanır.
Laboratuar şartlarında döllenme sonrası (icsi, mikroenjeksiyon, ivf) oluşan embriyolar, yumurta toplama işleminden en erken 2 gün sonra, genellikle 3. gün kadının rahimi içine ince bir plastik aletle transfer edilir. Embriyo transferi, ağrısız, kısa süren ve anestezi gerektirmeyen bir işlemdir. Birkaç saat hastanede dinlenmeyi takiben, hasta evine gidebilir. Embryo gelişimini desteklemek için ilaçların kullanımı devam eder.
Çok sayıda iyi gelişmiş embriyosu olan çiftlere iki seçenek sunulur.
Üçüncü gün embryo transferi yapıldıktan sonra kalan embryoların dondurulması
Beşinci gün transfer. Bu, bazı özel durumlar için uygulanır. Embryo dondurma şansı daha azdır.
Embriyo transferinden 12 ve 14 gün sonra toplam iki kez kanda gebelik testi yapılır. Gebelik testi negatif sonuç verirse progesteron tedavisi kesilir ve birkaç gün içinde görülen adetle program sona erer. Gebelik testi pozitif çıkarsa progesteron tedavisine devam edilir. Testlerden bir hafta sonra gebelik kesesinin görülmesi, bundan bir hafta sonra da bebek kalp hareketlerinin görülmesi vaginal yolla yapılan ultrasonografik muayenede mümkün olur.
Formül aslında her zaman bu kadar basitti ama herkes işin kolayına kaçtı ve siz bu zamana kadar hiç bir işe yaramayan, doğadan çok kolay bulunan, hatta sofralarınızı süsleyen yemeklik malzemelerden yapılmış bitkisel kapsülleri kullanmak zorunda kaldınız. Artık bitti, bir grup alman üniversite öğrencisinin bitirme tezinin bu kadar etkili olacağı kimin aklına gelirdi?? Zayıflamak istiyorsanız, sitemizi dikkatlice inceleyin. Neden 5in1 kullanmanız gerektiğinin cevabını kendiniz göreceksiniz. 5in1 Kilo Verememenin 5 Nedeninin Her Birisi için Ayrı Çözüm Sunan Muhteşem Bir Üründür. 1-İştah Kesici (İştah merkezini baskılayarak değil rahatlatarak, iştahınızı azaltan formül) 2 Termojenik Yağ Yakıcı (Oturduğunuz yerde spor yaparmış gibi kalori harcatan, yağ yaktıran müthiş teknoloji. Göbek, basen çevresinden kilo eritebilen tek ürün)
3 Karbonhidrat Bloke Edici (Gıdalarla alınan kalorilerin kiloya dönüşmesini önler)
4 Metabolizma Hızlandırıcı (Yediğinizi anında yakacaksınız )
5 Enerji Verici (Zayıflarken güçsüz düşmeyeceksiniz)
Termojenik Zayıflama Nedir (Bir milli sporcunun blogundan alıntıdır)
“Peki, termojenik yağ yakıcı nedir? Diyet amaçlı kullanılan ve vücudun yağ yakış motoru olan metabolizmayı hızlandıran zayıflama haplarıdır. Metabolizmanız hızlandıkça vücut ısınız artar ve bunu gerçekleştirmek için yakıt gerekir. Yağ depolarınızda bulunan fazlalıklar metabolizmanızı hızlandırmak için ihtiyacınız olan yakıttır.
İlk adımda metabolik hızın artışıyla daha fazla yağ yakışı sağlanıyor. Yağ yakışıyla ortaya çıkan enerji daha fazla fiziksel aktivite ve egzersiz yapabilmenize yardımcı oluyor ki bu da size daha hızlı kalori harcama imkânı veriyor. Sonuç, hızlı zayıflama!”
Sıradan bir zayıflama değil, Göbek basen ve hareketsiz bölgelerdeki kiloların düşmanı Türkiye’deki tek termojenik yağ yakıcı bitkisel kapsül 5in1. Hem bölgesel zayıflama hem genel zayıflama, hem de sıkılaştırıcı muhteşem etki.
Kilosunu 2-3 ytl ye manavdan alabileceğiniz sözde bitkisel çözümleri unutun. Lahana değil, elma değil, avokado değil, müshil etkisinden başka hiç bir etkisi ve faydası olmayan bitki tohumları değil, iştahınızı sadece %1 azalttığı kesinleşen son birkaç yılın en büyük zayıflama yalanı Afrika kaktüsleri hiç değil. Ne istediğinize karar verin, zayıflamak mı yoksa reklamlara kanmak mı? Bakanlık onaylı resmi ürün mü, yoksa hangi koşullarda üretildiği ve ne içerdiği tam olarak bilinmeyen sahte veya kaçak ürünler mi? Kararınızı kim veriyor, siz mi? yoksa reklamlar mı? unutmayın Termojenik etki ile diğer bitkisel ürünlerin karşılaştırılması dahi çok yanlış.
İştahınızı sadece 3 şey keser. Efedra, Sibutramin ve Sinefrin. Efedra ve sibutramin hemen her ülkede yasaklanmış ve olumsuz çok fazla yan etkiye neden olmuş kimyasal maddelerdir. Sinefrin ise bilim adamlarınca bu zararlı kimyasalların kullanımı önlemek adına yapılan araştırmalar sırasında keşfedilen, ülkemizde yetişmeyen ender bir turunçgil cinsi olan Citrus Aurantium var Amara bitkisinden çok az elde edilebilen doğal bir maddedir. Kullanımı yasal ve güvenli olmakla beraber, kimler kullanamaz başlıklı sayfamıza bir göz atmanız gerekmektedir.
Zayıflamanın önünde en büyük 5 engelin her birisine ayrı ayrı çözüm sunan, ödediğiniz her kuruşun hakkını fazlasıyla veren, 5 muhteşem etkiyi 10 ender bitkiyle sağlayan 5in1.
Doğum sonrası en güzel anne olabilmek için yapmanız gerekenleri biliyor musunuz ?Doğum sonrası vücudunuzda oluşan çatlaklar, fazla kilo ve sarkmalar moralinizi bozmasın. Estetik sektöründe hepsinin çaresi var! Doğum sonrası oluşan şekil bozulukları annede ruhsal ve bedensel etkilenmelere yol açıyor. Egzersiz gibi önlemlerle arzu edilen düzelmeler sağlanamıyorsa, uygun plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmak mümkün olabiliyor. Memorial Hastanesi Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Deniz İşcen, doğum sonrası kadınların nasıl güzelleşebileceği ile ilgili bilgi verdi… Masaj yapın: Hamilelik döneminden itibaren bebe yağı ve badem yağı ile uygulanacak masajlarla deri çatlaklarını en aza indirebilirsiniz Bedendeki değişiklikler her ne kadar yavaş yavaş gerçekleşse de bu değişimin doğum sonrasını daha az etkilemesi için hamilelikte gereğinden fazla kilo almamak ve genişleyen deriye yağlı masajlar yaparak kalıcı hasarı azaltmak önerilir.
Bu konuda en çok bebe yağları ve badem yağı öneriliyor, tabii ki hergün bir yenisi geliştirilen kozmetik kremleri de uygulamak mümkün.
Özellikle gebeliğe bağlı çatlakların oluşmasını engellemek amacıyla gebeliğin başından itibaren derinin esnekliği artırılabilirse oluşacak hasar en aza indirilebilir. Tabii burada derinin özellikleri de söz konusu, çünkü genetik etkiler daha fazla çatlamaya neden olabiliyor. Yine de yağlı masajdan vazgeçmemek gerek.
Sarkmalar bir ölçüde egzersizle önlenebilir. Bölgesel biriken yağlardan doğum sonrasında derhal başlanılan uygun bir egzersiz programı ile kurtulmak mümkün olabilir.
ESTETİK CERRAHİ
Eğer sıralanan önlemlerle istediğiniz görünümü elde edemiyorsanız estetik cerrahiden yararlanabilirsiniz. Fakat bu yardım asla hemen sezaryen sonrasında yapılacak bir karın ameliyatı veya süt verirken yapılacak meme ameliyatları olmamalıdır. Bu yüzden ilk bir yılın geçmesini beklemelisiniz. Yapılacak işlemler doğurganlığı, doğurabilmeyi ve emzirmeyi etkilemiyor.
YAĞ ALDIRMA
Eğer tekrar bir doğum düşünmüyorsanız karın ve yağlar için girişimlerde bulunabilirsiniz. Aslında bir sonraki doğumu engelleyen bir durum söz konusu olmasa da, cerrahi ile alınacak sonuç yeni bir doğumla bozulacağı için bu durumda ameliyat pek önerilmiyor. Bu özellikle karından yağ çıkarılan ameliyatlar ve meme ameliyatları için geçerlidir. Aspirasyonla yağ alma yöntemi olan liposuction, tekrar bir doğum yapılacak da olsa, karın ve bacak yağları için uygulanabilir.
İDEAL GÖĞÜSLER
Anneliğin ardından plastik cerrahtan en çok yardım istenen konulardan biri de meme estetiğidir. Bazı kadınlarda meme, emzirme sırasında çok büyüyebiliyor ve eski haline dönmüyor. Bazen de süt verme sona erdiğinde memenin içi boşalarak sarkık bir torbaya dönüşüyor. Dr. İşcen memeye estetik açıdan şekil vermek için mutlaka süt vermenin bitmiş olması gerektiğini söylüyor. Bu durumun silikon protez, küçültme ve kaldırma ameliyatlarında da geçerli olduğunu söylüyor.
VAJİNAL ESTETİK
Normal doğum, vajeni de esneten bir olaydır. Zamanla buradaki dokular eski boyutuna ve esnekliğine kavuşurlar. Kadın-doğum uzmanları vajeni daraltma ve mesaneyi asma işlemini gerçekleştirilir. Plastik cerrahlar sadece doğuma bağlı veya doğuştan olan dış genital organ şekil bozukluklarında düzeltme yapabilirler.
Özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan ‘idrar kaçırma’ sorunu kadını sosyal hayattan koparıp yalnızlaştırıyor. Öksürürken, hapşırırken, hatta gülerken idrar kaçıran kadınlar, aile ortamında dışlanıyor. Giysilerini, yatağını ya da oturduğu koltuğu ıslattığı için birlikte yaşadığı geliniyle, hatta kızıyla bile arası açılabiliyor. Komşusuna bile gidemez duruma geliyor, çevresiyle bağlarını koparıyor. İdrar kaçırma problemi kariyer kadınını da etkiliyor. Mesai saatleri içinde sık sık üstünü değiştirmek ve iş toplantılarını petle yönetmek zorunda kalan kariyer kadınının işyerindeki verimi ve motivasyonu sekteye uğruyor.Oysa kadına sosyal hayatı kabusa çeviren idrar kaçırma probleminden on dakikalık bir cerrahi müdahaleyle kurtulmak mümkün. Ancak kadınlar, ‘utanıp’ anlatamadığı ve idrar kaçırmayı ‘kader’ olarak kabul ettiği için yıllarca bu sorunla yaşamaya devam ediyor…
Medical Park Bahçelievler Hastanesi Tüp Bebek Merkezi ve Kadın Doğum Bölümü Direktörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Kadir Savan; kadında sosyal, psikolojik ve fiziksel travmalara neden olan ‘idrar kaçırma’ sorunuyla ilgili şu bilgileri verdi:
• İdrar kaçırma; istem dışı idrarını tutamama ve farkında olmadan idrarını boşaltma durumudur. Normalde herkeste (kadın ve erkek), idrar torbası normal kapasitesine kadar dolduğunda, beyinde uyarılmayla idrar yapma isteği oluşur. Ancak bazı durumlarda; gerek kadınlarda, gerek erkeklerde (ama çoğunlukla kadınlarda) idrar torbası tam dolmadan ya da tuvalete gitme isteği oluşmadan idrar kaçırılır. Hasta, idrarını tutamaz. Hatta bazen idrarını kaçırdığını bile fark etmez. Sadece üzerini ıslattığı zaman idrar kaçırmış olduğunu anlar.
• Eğer hasta; öksürünce, hapşırınca, gülünce, ağır bir şey kaldırınca, perde çekerken hatta otururken idrar yapıyorsa ‘idrar kaçırma’ sorunu var demektir. Bazı hastalar ise suyun sesini duyunca veya oturmuş misafiriyle sohbet ederken ve her şey normalken bir anda idrarının geldiğini hisseder. Çoğu zaman da tuvalete yetişemeden altını ıslatır. İşte bu durumlar idrar kaçırmanın başka bir şeklidir. Bu durum daha çok sinir sistemi hastalıklarına bağlı olarak gelişir.
Ailede dışlanıyor komşuya bile gidemiyor
• Kadınlar genellikle idrar kaçırmayı kaderleri olarak kabul ediyor ve gizliyorlar. Önce utanıyorlar sonra da kendilerini toplumdan soyutluyorlar ve içlerine kapanıyorlar. Ardından ailede, sorunlar başlıyor. Evinde oturduğu koltuğu, yatağı, giysilerini ıslattığı için ailesiyle kendisi arasında sorunlar yaşıyor. Geliniyle hatta kızıyla bile arası açılıyor. Hasta bir süre sonra dışarı çıkamaz duruma geliyor. Dışarı çıktığında idrar kaçıracağı korkusuyla eve kapanıp kalıyor. Komşusuna bile gitmiyor, dostlarından uzaklaşıyor. Sosyal hayatı kalmıyor. Tüm bunlar hastada depresyon, panik atak ve psikolojik sorunlara yol açıyor.
Cinsellikten soğuyor
• İdrar kaçırma, eşlerin cinsel hayatını da bozuyor. Çünkü ilişki esnasında hasta idrar kaçırabiliyor ve bu da hastada eşine karşı bir mahcubiyet duygusunun oluşmasına yol açıyor. Bunun sonucunda erkek de kadın da birbirleriyle birlikte olmaktan kaçınıyor. İlişkide bu tür problemler ortaya çıkınca, erkekte kadına karşı bir soğukluk duygusu baş gösteriyor.
Kariyer kadınını da vuruyor
• Her kesimden kadını etkileyen idrar kaçırma sorunu kariyer kadınını da olumsuz etkiliyor. 30-35 yaşında, kariyer sahibi, iş hayatının içinde aktif olarak bulunan bir kadında idrar kaçırma başladığında, ciddi sorunlar yaratabiliyor. İş toplantılarına gitmekten kaçınmaya başlıyor ya da toplantı sırasında sık sık ara verip tuvalete gidiyor. Sürekli pet kullanmak zorunda kalıyorlar. Ama pet kullansalar bile, idrar kaçırınca toplantı arasında, iş günü içinde sık sık tuvalete gidip pet değiştirmek zorunda kalıyorlar. Bu da kadının iş verimini, performansını ve iş arkadaşlarıyla ilişkilerini zayıflatıyor.
Kader değil çözümü olan bir hastalık
• İdrar kaçırma; dünyanın her tarafında, normal doğum yapmış kadınların yaklaşık yüzde 25 ila 30’unda görülür. Yaklaşık üç doğum yapmış kadından birisinde az veya çok idrar kaçırma görülür. Bir başka deyişle, 3-4 kadından birinde rastlanıyor. Bu da çok yüksek bir rakam. Ancak bu sıklığa rağmen hastaların çok az bir kısmı doktora müracaat ediyor; çünkü utanıyorlar. Bunu kader olarak kabul ediyor, normal doğumun, menopozun ve yaşlılığın doğal bir sonucu olduğuna, bu sorunla birlikte yaşaması gerektiğine kendilerini inandırıyorlar.
• Oysa idrar kaçırma kader değil, çözümü olan bir hastalıktır. Bugün tedavide son derece yüz güldürücü sonuçlar almaktayız. Özellikle hasta erken gelirse, tedavi şansı ve başarı oranı çok yüksektir. O nedenle diyoruz ki; ne olur idrar kaçırma şikayetleriniz başladıysa bir an önce hekime gidip, zamanında tedavi olun. Çünkü erken dönemde gelirlerse, bazı ilaçlar ve bazı egzersizlerle, ameliyata bile gerek kalmadan tedavi edebiliriz. Ama gecikirlerse hem idrar torbasında bozukluk ve sarkmalar, hem de sinir sistemindeki sorunlar daha da artar. O yüzden erken tedavi çok önemli.
• Hastalığın tedavisinde önemli olan idrar kaçırmanın hangi tip olduğunu belirlemektir. Tipini belirledikten sonra, tedavi yöntemine karar veriyoruz. Sinir sistemine bağlı olanların tedavisi tıbbi, doğumdan kaynaklı sarkmalara bağlı olanların tedavisi ise ameliyattır. Eğer hastalık erken teşhis edilmişse; ilaç tedavisiyle birlikte, ‘idrar torbası günlüğü’ dediğimiz işeme programı ve bir de perine bölgesi egzersizleri veriyoruz. Bunların üçünü yaptığımızda yüzde 60-70 oranında hastalar toparlanır, adaleler güçlendiği için idrar torbasını kasarak yukarı kaldırır ve idrar kaçışını önler. Ameliyata gerek kalmaz.
10 dakikada yepyeni bir hayat
• Eğer geç kalındığıysa; en önemli şey, öncelikle sinir sisteminde bir sorun olup olmadığını tespit etmek. Acaba hastada, mesanenin sinirsel uyarısına bağlı oluşan bir idrar kaçırma mı var ona bakarız. Sinirsel idrar kaçırma olan hasta; oturmuştur, misafiri vardır ve birden idrar yapma isteği gelir. Bu türler genellikle sinirsel bozukluğa bağlıdır. İşte o zaman acaba beyinde, omurilikte bir bozukluk, Parkinson, MS, Alzheimer var mıdır veya şeker hastalığının yan etkisi midir, sinirlerde hasar var mıdır bunları değerlendiririz. Bunlara bağlıysa, tedavisini özellikle, ilaç, egzersiz ve fizik tedaviyle yaparız.
• İdrar kaçırma bunların hiçbirinden kaynaklanmıyorsa; hasta öksürünce, hapşırınca, ağır bir şey kaldırınca, gülünce idrar kaçırıyorsa, idrar torbasında da sarkma varsa, tedavisi ameliyattır. Ameliyatı ya karından yapıyoruz ya da küçük bir kesi ile vajinal bölgeden idrar torbasının boynunu kalça kemiğinin iç yüzüne asıyoruz. Küçük, on dakikalık bir ameliyattır. Bu ameliyatla hastaların yüzde 95’e yakınında olumlu sonuç alabiliyoruz.
İlk neden normal doğum
• İdrar kaçırma özellikle normal doğum yapmış kadınlarda daha sık görülür. Normal doğum, doğum yollarını zedelediği için en önemli idrar kaçırma nedenidir. Çünkü bebeğin doğum kanalından çıkması sonucu, idrar torbasında zedelenmeler ve travmalar oluşur. İdrar torbasının boynunu yukarı asan adaleler; zor, müdahaleli ve iri bebek doğumlarından dolayı zedelenir ve boyun kısmını kapatamaz. Kapatamayınca da hasta idrar kaçırır. Yani normal doğum sırasında idrar torbasının yapısı bozulur. Normal yollarla doğuran kadınlarda, sezaryendekinden en az 10-15 kat daha fazla idrar kaçırma olur.
• İkincisi sinir sistemine bağlı idrar kaçırmalardır. Hastada sinir sistemini bozan (Parkinson, Alzheimer ve kadınlarda daha sık görülen MS hastalığı, beyindeki herhangi bir rahatsızlık, beyin kanaması veya travması geçirmiş olmak, omurilikte zedelenme) sorunlar ve hastalıklar varsa, idrar kaçırmaya neden olabilir. Hatta bazı durumlarda idrar kaçırma MS hastalığının ilk belirtisi olabilir. Hasta bu belirtiyle geldiği zaman bu tür hastalıkları da erken teşhis etme şansı doğar. Hastaların bir kısmında MS hastalığının teşhisini koyup, hastalığı ortaya çıkarabiliyoruz. İdrar kaçırmanın altında yatan nedenlerden biri de şeker hastalığıdır. Buna da dikkat etmekte fayda var.
MS’i yakalatan belirti
• Eğer idrar torbasında bir sarkma yoksa, idrar kaçırma; özellikle sinir sistemi hastalıklarında bir erken belirti olduğu için, erken teşhis konulmasını ve hastaları doğru yönlendirmeyi sağlayan çok önemli bir erken belirtidir aslında. O yüzden kadınlar idrar kaçırıyorsa, ihmal etmemeli ve MS ile şeker hastalığı yönünden dikkatle araştırılmalı.
• Bazen de hastanın kullandığı kalp ve tansiyon ilaçları idrar torbasının çalışma mekanizmasını bozabiliyor ve idrar kaçırmaya neden olabiliyor. Bazı hastalar, özellikle kabızlık ya da karın içi basıncın artmış olduğu durumlarda, idrar kaçırabilirler. Menopoz dönemi de önemli bir etken. Menopoz döneminde, özellikle ellili yaşlardan sonra kadınlarda idrar kaçırma gittikçe artıyor.
İkiz bebekleri nerede görsek ilgimizi çeker. Sokakta bir annenin ya da babanın ikiz bebeklerinin arabasını sürmesini sevimli buluruz. Ancak ikiz bebekleri büyütmek göründüğü kadar kolay değildir. Üstelik bu konuda dünyada yapılmış çok az bilimsel yayın bulunmaktadır. Acıbadem Maslak Hastanesi Bebek Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman, son 30 yılda ikiz bebek oranlarında yüzde 65 oranında artış olduğunu, yılda 1,5 milyon bebeğin doğduğu Türkiye’de ise 45 bin ikiz doğum meydana geldiğini belirtiyor. İkiz doğumların artmasında başlıca üç neden var: 40 Yaşında Her Bin Doğumun 50’si Çoğul Gebelik 1. İleri Anne Yaşı: İleri anne yaşı, hiçbir yardımla gebelik olmasa da çoğul bebek riskini artırıyor. Bunun nedeni ileri yaş annelerinde yumurtlama sayılarının yüksek gitmesidir. 20 yaşındaki gebelere bakıldığında bin doğumun 22’si ancak ikizken, 40 yaşında bin doğumun 50’si çoğul gebelik oluyor.
İkiz Doğum Normal Gebelikte Yüzde 1, Tüp Bebekte Yüzde 13
2. Tüp Bebek Yöntemleri:
Tüp bebek yöntemlerinin son yıllarda artan sayılarda uygulanması başta ikiz bebekler olmak üzere çoğul gebelik oranlarını artırıyor.
l Tüm dünyada 80’lerin ortasından 90’ların sonuna doğru ikiz ve üzeri çoğul gebelikler adeta moda gibiydi. Bu bebekler o kadar erken doğdular ve öyle problemlerle yaşadılar ki, bazı duraklar ve frenler getirildi.
l 1990’ların son döneminde “fetal redüksiyon” denilen işlemle, ikiz üzeri olan tüm çoğul gebeliklerde ikize indirmek söz konusu oldu. Bu bile çoğul gebeliklerin beklenenin üzerinde olmasına yol açtı.
l Pek çok aile, çok çeşitli nedenlerle, maksatlı olarak kaybedilmesine izin vermedikleri için 2000’lerin başında kadın doğumcular ve tüp bebek merkezleri daha az bebeği transfer ederek, fazla sayıdaki bebeğin anne karnına yerleşmemesi için çalışmalarda bulundular.
l Özellikle üçüz ve üzeri çoğul gebelikler 90’ların sonlarına göre daha az doğuyorlar. Bu da risklerin azalması açısından çok daha faydalıdır. Gerçekten de tüp bebek tedavisi sonucunda ikiz gebelik riski, normal gebeliklere göre 10 kat daha fazladır. Bütün normal gebeliklerde ikizlik yüzde 1 iken, tüp bebeklerde yüzde 13 oranında görülür.
Çoğul Gebelik Savaştan Sonra Artıyor
3. Başka Faktörler:
Nijeryalı kadınlarda ikiz doğurma binde 45 oranındayken, İskandinav ülkelerinde çok daha düşüktür. Tarihsel olarak bakıldığında toplumların çok stresli dönemlerinin hemen sonrasında ikizlikler artar, 3-4 sene sonra bu oran rayına girer. Bu artış, toplumun savaş sonrasına hızlı nüfus üretmek içgüdüsünden kaynaklanıyor olabilir. Belki bu ekonomik krizin hemen sonrasında biz de doğal çoğul gebeliklerin arttığı bir süreç yaşayabiliriz.
Tek Ve Çift Yumurta İkizinin Farkı Nedir?
Tek yumurta ikizleri:
Tek yumurta ikizleri bir yumurta hücresinin sperm hücresiyle döllendikten sonra aynı yumurtanın ikiye ayrılması ile oluşur. Tek yumurta ikizlerinin, kan grupları, cinsiyetleri, saç göz rengi aynı olur. Bunların kesin tanısı genetik DNA testleriyle konulur. Bu ikizlerin çoğunun plasentası da aynıdır. Ayrı plasenta yüzde 30 oranındadır. Plasenta zarlarına mikroskop altında bakıldığı gibi, son yıllarda genetik tanıya da başvurulmaktadır.
Çift yumurta ikizleri:
Çift yumurta ikizlerinde iki yumurta iki spermle birleşir ve iki ayrı bebek oluşur. Bu ikizleri aynı odayı paylaşan kardeşlere benzetebiliriz. Ayrı yumurta ikizleri birbirlerine çok benzeyebilecekleri gibi bazen de hiç benzemeyebilirler. Bu ikizlerin DNA’ları yüzde 50 oranında aynıdır. Kardeşlik açısından birbirlerine benzeyebilirler, farklı cinsiyette olabildikleri gibi aynı cinsiyette de olabilirler. Ayrı yumurta ikizlerinin kendilerinin de ikiz bebek doğurma şansı 2,5 kat artar.
Yarı aynı yumurta ikizleri:
Birbirine çok benzeyen biri kız, biri erkek ikizler yarı aynı yumurta ikizlerini düşündürür. Bir yumurta döllenmeden kendi başına ikiye bölünür. İki ayrı sperm tarafından döllenir. Ayrı cinsiyette olabilen bu ikizlerin DNA yapısı yüzde 75 aynıdır.
Yapışık ikizler:
Yapışık ikizler de aynı yumurta ikizleridir. Çok nadir görülen bu ikiz türü, 200 bin gebelikte bir görülür. Bunların yüzde 65’i ilk günde ölür, yüzde 90’ı da ilk sene içinde ölebilir. Bu bebekleri ayırarak yaşamlarını sürdürmek çok zordur. Bu noktada hangi organlarını paylaştıkları çok önemli olur.