Biz kadınlar; vücudumuza da yüzümüze de bakım yapmayı çok önemseriz. Güzel görünmenin sırrı kadının güzel yanlarını ön plana çıkarmayı bilmesinde gizlidir. Hiçbir kadın selülitli bacaklar ve sarkık göğüslerle yaşamayı istemez. Ayrıca vücudun diğer bölgeleri; eller, ayaklar, tırnaklar, boyun hepsi özel bakım ister. Güzel bir vücuda sahip olmak sanıldığı kadar da zor değildir. Bakım için kolay bazı doğal yöntemleri uygulayabilirsiniz. Biz de sizler için göğüs bakımı yöntemlerinden bahsetmek istiyoruz. kadinlarsitesi.com Göğüslerin gelişimi ve güzelliği için masaj uygulayabileceğiniz bölgeler; göğüs, boyun ve omuzlar. İlk olarak uygulanacak masaj troid bezlerinin çalışmasını ve troid salgınısı etkiler böylece göğüsler gelişir. avuç içlerinizi göğsünüzün üzerine koyun ve sağ elinizi saat yönünde, sol elinizide tam ters yönde çevirin, göğüslerinizi ovun. Boynu için; nefes borusunun üzerine Elinize bir havlu alın ve çamaşır sıkar gibi bükün. Bu egzersizi ilk gün yirmi defa, sonraki günlerde onar onar arttırarak sayıyı yüze kadar çıkarın.
Özellikle göğüslerinize yaptığınız masajı sık sık uygulayın. Hatta bu masajı göğüs güzelliği için özel olarak satılan jel ve kremlerde kullanılarak uygulandığında kısa zamanda istediğinz güzel göğüslere kavuşabilirsiniz.
Saçlar özellikle biz kadınlar için çok önemlidir. Son zamanlarda erkekler arasında da önemli olduğunu görüyoruz, saç ektirmelerin çoğalması ile estetiğin dış görünümde gerekliliği ön plana çıkıyor. Evet saçlarımız önemli ama bakımı da önemli. Gerekli özeni gösterdiğimizde saç derisi sağlıklı olacağından saçlarımızda aynı oranda sağlıklı, canlı ve parlak olur. Ayrıca saç derisinde oluşan kepeklerle çoğumuzun başı derttedir. Özellikle koyu renkli giysiler giymeye çekiniriz kimi zamanlar. Saç derisindeki hücreler de zamanla yaşlanır ve ölür bunun sonucunda dökülür. Hücreler sürekli yenilendiğinden ölü hücrelerin yenileri üretilir ve ölü hücreler de kepek dediğimiz döküntü haline gelirler. Saç diplerinde kuruluk gibi sorunlar da olabilir. Zamanla alın bölgesi ve kaşlarda da kızarıklıklara sebep olabilir, böyle durumlarda derhal bir dermatoloğa danışmalısınız.
Kepek probleminin iki nedeni vardır. İçsel ve dışsal nedenler.
İçsel Nedenler:
Düzensiz beslenme
Alerji ve ciltte hassasiyet
Sağlık sorunları
Hormonal düzensizliği
Aşırı terleme
Stres, panik ve tansiyon problemleri
Dışsal Nedenler:
Saçın çok seyrek yıkanıp az durulanması
Çok sık şapka, bere veya örtü takmak
Saç boyama maddelerinin yanlış kullanımı
Sürekli ve fazlaca köpük, jöle ya da jel kullanmak
Dermatoloğunuz tavsiyesiyle Antibakteriyel içerikli özel hazırlanmış şampuanlar kullanabilirsiniz. Kepek şampuanları aynı zamanda mantar hastalıklarını tedavi eden ilaçları da içerir. Bu sayede döküntüyü önlemiş olursunuz. Tedavi süreci sonrasında önceden kullandığınız şampuanı değiştirmelisiniz.
Saçlarınızı sık yıkayabilirsiniz yalnız yine dermatoloğunuz önerisiyle sık kullanıma uygun şampuan tercih etmelisiniz. Yıkama sonrası saçlarınız iyice durulanmalı hatta durulama suyuna sirke katabilir yıkama öncesindeyse saç derisine susam yağı sürebilirsiniz. Bunları da uygulamadan önce konunun uzmanına danışmakta fayda var, herhangi bir sorun ile karşılaşmanızı istemeyiz.
Günümüze değin ulaşmış ve halen de uygulanmakta olan evlilik geleneğinin kuralları aslında bilinenin çok dışında anlamlar taşıyor. Üstelik tahmin edilenden de farklı açıklamalar yapılıyor. Evliliklerde kural gibi görünen gelenekler nelermiş hangi amaçla başlatılmış birlikte göz atalım: Neden damat gelini öper? Düğünlerde en önemli kuraldır damadın gelini öpmesi. Eski dönemlerde evlilik anlaşmalarının mühürü olarak kabul edildiğinden damat gelini öpermiş. Bir diğer anlamda da gelinin ruhunun bir parçası damada, damadın ruhunun bir parçası dageline geçtiği inancıyla gelenekselleşmiş ve günümüze değin devam ettirilmiş. Düğün pastası niye yapılır? Geçmişte pasta, iyi şans ve verimliliği artırdığına inanılarak düğünlerin vazgeçilmez kuralı olmuş. Daha eski dönemlerde düğün törenleri, gelinin başında ekmek kırılmasıyla sonlandırılırmış. Gerekçeleri ise buğdayın, kadınların doğurganlığının temsiline olan inançlarıymış. Ekmek kırılması ile dağılan kırıntıları, şans getirmesi inancıyla davetliler toplarmış. farnsa’da 17.yy.’da bir aşçı bu ekmeğe daha değişik ve güzel şekle dönüştürmeye karar vermiş, bu sayede düğün pastası ortaya çıkmış.
Gelinler neden beyaz giyer?
Beyazın kullanımı çok çok eskilere dayanır. Romalılar döneminde kutlamalarda özellikle beyaz kullanılırmış. 20.yy ilk dönemlerinde ise beyaz, temizliğin ve masumiyetin sembolü kabul edilmiş. Günümüze değin düğünlerde gelinliklerin beyaz oluşu bu inanış ile gelenekselleşmiş. Yalnız değişen ve gelişen zaman ile artık farklı renklerde gelinliklerde kullanılmaya başlandı.
Düğün sonunda neden çiftin üzerine pirinç atılır?
Dünyada bilinen tüm kültürlerde pirinç, bereketin bolluğun sembolü olarak kabul edilmiş. Bazı toplumlarda gelinlerin ellerine başak dalları verilirmiş, misafirler ise şans getirir inancıyla bunlardan alırmış.
Neden düğünün sonunda gelin buketi havaya fırlatılır?
Yine şans getireceği inancıyla gelenekselleşmiş buketin fırlatılması. Bu inanca göre, gelinin fırlattığı buketi yakalayan kişinin şanslı olduğuna ve kısa süre içinde evleneceğine inanılırmış.
Hristiyan düğünlerinde nedimeler neden bir örnek giyinir?
Bu gelenek de romalılar döneminde günümüze değin ulaşmış. O dönemlerde bazı kötü ruhların gelinle damadı lanetleyeceği inancıyla, düşüncedeki lanetleri önlemek maksadıyla düğüne şahitlik eden bir kaç kişinin geline ve damada benzer giyinmeleri istenmiş. Zamanla kilise düğünlerinde de bu inançla gelenekler sürdürülmüş.
Neden yüzük sol ele takılır?
Eski dönemlerde tıp alanında araştırmalar yapan bilim adamlarının inancıymış. Sol elin dördüncü parmağından kalbe doğru uzanan bir damar olduğu düşüncesiyle evliliklerin sembolü ve mühürü niteliğindeki yüzüğün sol elde dördüncü parmağa takılması günümüze değin gelenekselleşmiştir.
Belki bu günlere değin evliliklerde kural gibi algılananan geleneklerin anlamları ya da amaçları günümüzde bilinir, belki de bilinmez sadece yapılması gerektiği için yapılır sembol kabul edilenler. Oysa geçmiş zamanlarda insanlar sembolize ederken büyük inançları varmış. Şimdiki zamanda ise “olması gerektiği için” midir yoksa gerçekten bir takım inançlar doğrultusunda mı yerine getirilir bu gelenekler… Aslında önemli bir gerçek var ki; İnsanlar şansa her zaman ihtiyaç duymuşlar o dönemlerde de şimdi de. Koşullar ne olursa olsun değişmiyor.
Ozon tedavisi ile zayıflama son birkaç yıldır ülkemizde başarıyla uygulanan bir yöntemdir. Pek çok hastalıkta yararlı sonuçlar alınmıştır. Bu tedavi ile insan vücuduna hiçbir madde verilmez. Vücuttaki mevcut mekanizmalar güçlü bir şekilde uyarılır.
Ozon, sağlığımızı kötü yönde tehdit eden metabolik elementler, yağ asidi ve zararlı toksinlerin kalbimize yüklenmeden vücuttan atılmasına yardımcı olur. Saunada 30 dakikalık ozon uygulamasından sonra kilo kaybetmeye başlarsınız. Oksijen yağı yakarak enerjiye dönüştürür ve kilo verirken aynı zamanda kendinizi enerjik hissetmenizi sağlar. Bunun yanısıra; ozon sauna infrared, hidroterapi ve aromaterapi gibi yöntemlerle kombine edildiğinde bir seansta istenirse 2 kg kadar kilo vermeniz ve yağ dokusunu eritmeniz mümkündür.
Peki Ozon Tedavisi ile nasıl zayıflanır ?
Ozon tedavisi ile yağ kaybının artırılması ve sellülitlerin giderilmesi gibi faydalar elde edilebileceği açıkça tesbit edilmiştir. Fakat sadece ozon tedavisi görerek zayıflamak da mümkün değildir. Çünkü gerçek anlamda yağ kaybetmek için harcadığınızdan kalori miktarından daha az kalori almanız gerekir.
Ozon tedavisi ile zayıflamak mümkündür. Zayıflamak isteyen kişinin performansını artırarak, metabolizması yavaşsa hızlandırarak, kalori yakması sağlanır. Bunun yanında ozon sauna takviyesiyle bu etki daha da artırılabilir. Her bünyeye göre kilo verme hızı değişkenlik gösterir.
- Hamilelerde zorunlu kalınmadıkça ilk 3 ayda ozon tedavisi uygulanmamalıdır.
Ozon tedavisi kişilerin metabolizma hızını artırmanın en iyi yollarından bir tanesidir. Bir ço kkişide kan şekerini düzenlediği ve açlık krizlerini önlediği tesbit edilmiştir. Beyin ve kasların kan dolaşımını artırarak vücudun daha iyi oksijen almasına, enerjiye daha rahat ulaşmasına yardım eder.
Ozon tedavisinin birkaç seansından sonra “artmış iyilik ve zindelik hali” görülür.
Ozon tedavisi buna paralel olarak cilt altı dolaşımını da etkileyeceği için sellülit sorununu da kolaylıkla çözecektir.
Ozon Tedavisi yapan yerler :
Ozon Tedavisi İstanbul
1 ) Ozon Center Tedavi Merkezi
Adres : Pelinli Sok. N:18/4 Esen Apt. K:1, Kartaltepe Mah. , İncirli, Bakırköy – İstanbul
Telefon : (0212) 5835050, (0537) 4994733
2 ) Alpha Tıp Merkezi
Adres : Aydede Cad. N:18 Kocatepe Mah. , Talimhane/Taksim, Beyoğlu – İstanbul
Telefon : (0212) 2978383 : (0212) 2502242
3 ) FizyoCenter Tedavi Merkezi
Adres : Bağdat Cad. No:260 A Blok D.19 Işıldar Apt. Caddebostan / KADIKÖY
Telefon : 0216 – 357 1 357
E-mail : ozon@istanbulozon.net
4 ) Özel Marvega Poliklinikleri
Adres : Valikonağı Cad. N:68 Türk Ekonomi Bankası Yakınında Lalezar K:1, D:1 Teşvikiye Mah. , Nişantaşı, Şişli – İstanbul
Telefon : (0212) 2413691, (0212) 2413692 : (0212) 2413693
5 ) Sinerji Fizik Tedavi ve Rehbilitasyon Merkezi
Telefon : 0216 449 09 41
Ozon Tedavisi Ankara
1 ) Ozon Tıp Ankara
Adres : Cinnah Cad. No: 66/7 ÇANKAYA – ANKARA
Telefon : (312) 439 76 33
Fax : (312) 438 34 79
E-mail : info@ozontip.com
2 ) Oxozon Ozon Tedavi Merkezi
Adres : Cinnah Cad. 66/7 Çankaya/Ankara
Tel : 0312 439 76 33
Fax : 0312 438 34 79
3 ) Ozon Oksijen Tedavi Merkezi
Adres : Meşrutiyet Cad. 46/6 Kızılay/ANKARA
Tel : 0312 430 5902
Fax : 0312 430 5902
4 ) Akupunktur ve Ozon Terapi Merkezi
Adres:KIZILIRMAK CADDESI 51/4 KOCATEPE, CANKAYA
Ozon Tedavisi Antalya, İzmir ve benzeri birçok ilimizde daha yapılmaktadır, eğer bu tür ozon tedavi merkezleri biliyorsanız bize gönderirseniz listede yer almasını sağlayabilirsiniz.
Sağlıksız şekilde aceleci davranarak beslenmelerine dikkat etmeyenler çareyi sanal ortamda arıyor. Bu arayış sağlığın her alanında aynı şekilde devam ediyor. Sağlık sorunu olmasada kişiler bilgi edinme amaçlı olarak sağlık sitelerinde araştırmalar yapıyor. Yapılan araştırmaların sadece bilgi edinme amaçlı olması koşuluyla yapılması gerekiyor. Karın ağıısı veya kilo alma için yapılan araştırmalarda hastalığın teşhis edilmesi mümkün olmayacak kilo almanıza neden olabilecek onlarca neden karşınıza çıkacaktır, siz bunlardan hangisinden etkilenerek kilo aldınız bunu uzman doktorlar eşliğinde öğrenebilirsiniz. Tedavi amaçlı uygulamalar asla bilinçsiz şekilde yapılmamalı, sadece bilgilenmek nelerin hangi hastalığa sebep olabileceği konusunda fikir sahibi olmanız yeterli olacaktır.
Untmayın internet üzerinde kimse sizlere reçete yazıp ilaçlar veremez, sadece bilgi amaçlı kullanılabilir, yinede kesin bilgi uzman hekimler tarafından verilecektir. Kilo verme konsunda araştırmalar yapan kişi açtığ web sayfasında kilo verme diyet gibi bir çok çeşitli yazılarla karşılaşıyor. Bunların içerisinde belli bir takım bilgileri inceleyebilir fakat uygulama asla doğru olmaz, suyun sağlığımızdaki önemi konusunda ideal su tüketiminin kilo verme üzerine etkisi ideal su tüketim miktarı sadece zayıflama konusunda değil hayatımızın her döneminde önem arzeder bu konda alacağımız ders su tüketimini ihmal etmemek olmalı ayrıntısını kendi uzmanımızdan daha sağlıklı şekilde öğrenmeliyiz.
Paylaşım sitelerinde daha önce aynı hastalığa yakalanmış başarı hikayeleri sadece bu işin bizimde üstesinden gelebileceğimiz konusunda bizleri isteklendirmeli yoksa onlara önerilen ve uygulanan tedavi şekilleri değil. Özellikle herşeyden psikolojik olarak etkilenebilen kişilerin butür araştırmalara dahi yaklaşmalı önerilmez.
Beslenme sağlığımız her alanında önemlidir. yeterli ve dengeli beslenme konusunda beslenme uzmanlarına büracat ederek beslenme proğramları hazırlanmalı.
Eğer açlığa dayanamıyorsanız ve atıştırmayı seviyorsanız bu diyet tam size göre.Doğal besinlerle vüdudun ihtiyacı olan bütün vitamin, minarel ve proteinleri alarak sağlıklı şekilde kilo vermenizi sağlar.Bu diyetin birinci haftasından sonrak zayıfladığınızı hissedecek ve göreceksiniz.Haftada en az 1.5 kilo gram kilo verdirecek bu diyet doğal besinlerle uygulandığı için daha sağlıklı olmanızıda sağlayacaktır. Uzmanlarında tavsiye ettiği gibi sık sık ama az yiyerek uygulanır.Diyetin uygulanışı şöyledir:
Sabah kalkınca: bir bardak ılık su
Kahvaltıda: bir bardak süt, şekersiz veya çok az şekerli
Bir kibrit kutusu büyüklüğünde yağsız peynir.
Birtane dilimlenmiş salatalık
1 dilim kepek ekmeği
Kuşluk vaktinde: bir tane mevsim meyvası
Şekersiz veya az şekerli çay
Öğle yemeğinde: Yarım porsiyon et, tavuk, balık, kuru fasulye, nohut ve yeşil mercimek yemeklerinden herhangi bir tanesini
Yarım kase kaymaksız yoğurt
Bir porsiyon bol limonlu mevsim salata
Bir dilim ekmek
İkindi: Bir porsiyon mevsim meyvası
Şekersiz veya çok az şekerli çay
Akşam: Yarım porsiyon et, tavuk, balık, kuru fasulye, nohut ve yeşil mercimek yemeklerinden herhangi bir tanesini
Yarım kase kaymaksız yoğurt
Bir porsiyon bol limonlu mevsim salata
Bir dilim ekmek ve Meyva
Yatarken: Bir bardak ılık su
İnsan cildinin bir çok düşmanı olduğunu belirten uzmanlar, sağlıklı bir cilde sahip olmanın kurallarını açıkladı. Uzmanlar, cilde zarar veren öğeleri 7 ana maddede topladılar. İşte sağlıklı bir cilt isteyenler uyması gereken kurallar
Sigara ve içkinin insanın iç yapısına olduğu kadar cildine de zarar verdiğini ifade eden uzmanlar, cilde zarar veren öğeleri 7 ana maddede topladılar.
Yetersiz uykunun, çok sıcak suyla yıkanmanın ve yanlış beslenmenin cildin başlıca düşmanları olduğunu söyleyen uzmanlar, sağlıklı ve güzel bir cilde sahip olmak için şunları önerdi:
Sigara ve içki içmeyin: İkisi de vücudunuzu zehirler ve geriye pörsümüş sarkık bir cilt bırakır. Sigara ayrıca ağız kenarındaki çizgilerin derinleşmesini hızlandırır.
Uykunuza dikkat edin: Geç yatılmış bir gecenin izleri hemen grileşmiş yorgun görünümlü bir ciltle kendini ele verir. Eğer yeterli derecede uyuyamıyorsanız, bunu uyandığınızda kan dolaşımını sağlayacak hareketler ve yüzünüze soğuk su çarparak telafi etmeye çalışın. Uykusuzluğun yol açtığı çizgileri kapatmak için hafif bir nemlendirici sürün.
Çok sıcak suyla yıkanmayın: Yıkanırken suyun kaynar derecede sıcak olmaması için önlem alın. Aşırı sıcak, cildi kurutur ve dokuları zedeler.
Sağlıksız beslenmeyin: Sağlıksız besleniyorsanız deriyi koruyucu yaşamsal maddeleri alamıyorsunuz demektir. Ayrıca ultraviyole ışınlarından da uzak durun.
Makyajınızı temizlemeden yatmayın: Gözenekleri tıkayarak toksinlerin cilt yüzeyine çıkıp atılmasını önler. Göz makyajı silinmediği takdirde bir göz iltihabına neden olabilir.
Sivilcelerle oynamayın: Deri dokularına zarar verir. Ayrıca enfeksiyonun çevreye yayılmasına neden olarak sorunu büyütür. Sivilcelerle hiçbir zaman oynamayın. Enfeksiyonlu bölgeye antiseptik merhem sürün.
Cildinize nazik davranın: Yüzünüzdeki ölü deriyi temizlemek için satılan bazı toz ya da kremler deriniz için fazla kaba gelebilir. Cilt tipiniz ne olursa olsun yüzünüze daima nazik davranın.
Safran çayı ile zayıflama, henüz meşhur olmuş bir bitkisel çaylarla zayıflama yöntemi olarak yeni yeni tanınmaktadır. Ancak şifalı bitkiler içerisinde önemli bir yere sahip olan safran bitkisi, eski çin ve hint alternatif tıbbında bile önemli bir bitkisel şifa kaynağı olarak sıkça şifalı bitkiler kitaplarında yer verildiği görülmektedir. Safran tozunun her ne kadar 4000 yıldan beri ilaç yapımında kullanıldığı bilinse de safran çayının zayıflatıcı etkisi henüz son 20-30 yılda dikkat çekmiştir. Belki tek başına kullanıldığında zayıflama çayı yapmak için oldukça pahalı gelecek olan safran çayını bir miktar yeşil çay ve diğer bazı bitkisel maddelerle ve yapraklarla karıştırdığımızda karşımıza oldukça hızlı biçimde zayıflama sağlayan bir bitkisel çay reçetesi ortaya çıkıyor.
Safran bitkisinin ve safran çayının faydaları nelerdir? Safran bitkisinde bulunan ve safrana sarı rengisini veren 150 kadar bitkisel uçucu yağ sayesinde 250 kadar bitkisel tedavi reçetesinde kulllanılabilen çok faydalı bir iksirdir. Geçmişte ortaçağda veba salgınlanlarında bile ilaç olarak kullanılmış bir şifa kaynağıdır. İçerisinde bulunan antioksidanlar nedeniyle kanser hastalığının gelişimini önlemekte ve göz rahatsızlıklarında iyileşme sağlamaktadır. Kilosunun 2000 tl ye ulaşması nedeniyle safran çayının zayıflama ilaçlarında ve zayıflama çaylarında kullanılması ancak başka maddelerle karıştırılarak yapılabilmektedir.
İşte size 15 günde 3 kilo zayıflatan hızlı zayıflama safran çayının yapılışı:
* 8 tatlı kaşığı siyah çay,
* 8 bardak su
* 12 yeşil kakule tanesi
* 8 tatlı kaşığı şeker
* 1 / 2 çay kaşığı safran
Zayıflatan Safran çayının hazırlanışı:
1 litre sıcak su içerisine kakule tohumlarını, şekeri ve safranı karıştırak atınız. iyice eriyip demini alasıya kadar karıştırınız. cardamom, sugar and saffron. İçerisine isteğe bağlı olarak tarçın ve yeşil çay da atabilirsiniz. Bu şekilde aç karnına günde 3 kez 1 çay bardağı ( 200 ml) içiniz Kısa sürede safran çayının zayıflatıcı ve yağ yakıcı etkisini görerek 15 günde 5 kilo verdiren bir diyete eşdeğer enerji tüketimine sebep olduğuna şahit olacaksınız.
Karbonhidrat diyeti veya rejimi, karbonhidrat türü besinler ile beslenme diyeti anlamına gelmemektedir. Düşük kalorili karbonhidrat diyeti denilince anlaşılması gereken şey, düşük karbonhidrat takviyesi ve kalori miktarı ile yapılan diyetler anlaşılmalıdır. Karbonhidrat diyetinde, yüksek oranda karbonhidrat barındıran ekmek, pasta türü nişastalı ve unlu yiyecekler mümkün olan en az oranda tüketilir. Hiç tüketilmez diyemiyoruz çünkü bu besin gruplarına da vücudun sağlıklı ve normal fonksiyonlar göstermesi için ihtiyaç duyulmaktadır. Obezite ve aşırı şişmanlığın 2 temel sebebi arasında yağlı ve karbonhidratlı yiyeceklerden aşırı tüketmek sayılabilir. Kargonhidrat türü besinlerin yağ içeren besinlerden daha fazla tehlikeli olmasının nedeni ise iştah açıcı özelliği nedeniyle aşırı miktarda tüketilmeye meyilli olmasıdır.
Karbonhidrat diyetinin temel felsefesinde sindirilebilir karbonhidrat tüketiminin ( ekmek, börek, pasta vb) yerine proteince ve doymuş yağlarca zengin besinleri ( Et, soya, baklagiller vb) veya koyu yapraklı sebzeleri tüketme mantığı yatmaktadır.
Amerikan Aile Hekimleri derneği tarafından yapılan karbonhidrat diyeti tanımı ise şu şekildedir:
Düşük karbonhidrat diyeti, günlük karbonhidrat tükerimini normal ihtiyacın % 20 dine kadar düşüren hızlı zayıflama diyetlerine verilen ortak isimdir. Bu da günlük 20-60 gram arası karbonhidrat tüketimi manasına gelmektedir.
Karbonhidrat diyetlerinin bir kısmı ketojenik diyetler olarak adlandırılır. Atkins zayıflama diyeti buna güzel bir örnektir. Atkins diyeti metabolizmada ketozis adı verilen bir tür biyokimyasal aktiviteye sebep olmaktadır. Karbonhidrat türü besinlerle beslenme alışkanlığı daha çok tarım teknolojisinin gelişmeye başladığı 1800 lü yıllardan sonra yaygınlaşmıştır. Normalde atalarımız düşük karbonhidratlı besinlerle beslenmek zorunda kalıyorlardı. Çünkü o dönemde tarım üretimi bu denli büyük çaplarda yapılamadığı için insanlar bitkisel beslenme ve et türü yiyeceklerle yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyorlardı. Doğal olarak insan metabolizması da doğal bitkisel ve hayvansal ürünlerle beslenmeye alışmıştı. Ancak sanayi devriminin ardından tarım teknolojisinde yaşanan gelişmeler, şehirleşme, hareketsiz yaşam gibi etkenler sonucu bizlerin yaşam ve zayıflama tarzı kökten değişti. Binlerce yıl boyunca düşük karbonhidratlı doğal yiyecekler, meyveler ve sebzeler ile beslenen insanoğlu bir anda yüksek kalori ve neticede obzeitenin pençesine düştü.
Karbonhidrat diyeti ile yapılan şey, aslında atalarımızın yeme içme ve beslenme alışkanlıklarını taklit etmek yoluyla doğal zayıflama diyeti yapmaktan başka birşey değildir. Karbonhidrat diyetinde uzak durulması gereken besin grupları şunlardır: Yağlı süt, tereyağı, şeker, un, ekmek, bira, patates ve bunlardan üretilen her türlü besin maddesi…
Düşük karbonhidrat diyetinin ne kendi içerisinde türleri vardır. Kimileri düşük karbonhidrat diyetini düşük yağ ile beslerken kimileri sie yağ tüketimine engelleme koymaz. Sadece karbonhidratlı yiyecek ve içecekleri kısmamızın yeterli olduğunu söyleyen diyet formülleri mevcuttur.
Karbonhidrat zayıflama diyetleri arasında en meşhurları, atkins diyeti, taş devri diyeti, Scarsdale Diyeti sayılabilir.
Düşük karbonhidrat diyetinin temelinde düşük glikemik indeksli besinlerle beslenme yöntemi vardır. Glikemik indeksi yüksek olan besinler, kan şekerini hızla artırarak vücudun yağ depolaması için metbolizmayı baskı altına alır. Bu nedenle glikemik indeksi yüksek olan karbonhidrat türü besinler yerine, sebze ve meyve ağırlıklı, düşük glikemik indeksi olan yiyecekler, karbonhidrat diyetinde tercih edilirler. Zaten zayıflama ve incelmek için düşük glikemik indeksli yiyecekleri bir farkında olmadan da tüketiriz.
Glikemik indeks kavramı ilk kez 1981 yılındaDr. David Jenkins tarafından kullanılmıştır. 1990 yılında Dr. Atkins tarafından çıkartılan efsanevi diyet kitabında düşük karbonhidrat diyetinin temelleri atılmıştır. Atkins diyeti denen bu zayıflama diyeti, o derece meşhur olmuştur ki döneminde her 5 amerikalıdan birisi atkins diyeti formülüün uygulayarak zayıflama ve incelmeyi başarmıştır. Atkins Karbonhidrat diyeti sadece 3 beyaz adı verilen besin grubunun azaltılması suretiyle değil, aynı zamanda yüksek protein tüketimini özendirmesiyle de kendisini diğer karbonhidrat diyetlerinden ayırt etmektedir. Günümüzde bile atkins diyeti oldukça popülerdir.
Zayıflama diyetleri içerisinde en popüler olanlardan birisi de Amerikan rejimi, veya Hollywood 48 saat diyeti adıyla bilinen ve birçok Hollywood yıldızının zayıflamak için başarıyla uyguladığı diyettir. Amerikan Hollywood diyeti New York’lu doktorlar, Rachel ve Richard Heller tarafından geliştirilmiştir bir diyet türüdür. Hollywood diyeti,özellikle de ekmek ve makarna olmadan hayat düşünemiyorum diyenler için uygun ve güvenilir sonuçlar veren bir karbonhidrat diyeti türüdür. Hollywood Diyetinin amacı kandaki insülin seviyesini azaltmaktır. Bu şekilde sağlıklı zayıflama sağlanır.
- kandaki insülin seviyesi düşük olduğu zaman, kişide hiçbir şekilde tatlı ve unlu mamuller yeme isteği kalmamakta ve sonuçta 1 ayda 2 – 3 kilogram zayıflama mümkün olmaktadır.
Hollywood Diyetinin Kuralları
Richard ve Rachel Heller’ e göre toplumun 4 te 3 ü obezite riski ile karşı karşıyadır. Bunun en önemli nedeni ise organik karbonhidratların ölçüsüzce tüketilmesinde yatmaktadır. Aşağıda yer alan sorulardan en az 2 tanesine evet cevabı veren kişi, yaşamının ileriki dönemlerinde obezite riski ile karşı karşıyadır.
- Kahvaltıyı iyi yapmadığınız için akşamları aşırı yemek yiyiyor musunuz?
- Patates cipsi , makarna, bisküvi, çikolata ve tatlılar yemekler gördüğünüzde kendinize hakim olmakta zorlanıyor musunuz*
- Aşırı yemek yedikten sonra vücutta yorgunluk ve yatma isteği duyuor musunuz.
- Uyumadan 1-2 saat öncesine kadar atıştırmaya devam ediyor musunuz?.
- Stres durumda açlık hissi duyuyor musunuz.
- Tatlı yemeden kendinizi tok hissetmiyor musunuz?
Aşırı oranda karbonhidrat tükeimi neticesinde vücudun glikemik indeksi yükseldiği için pankreas ta doğal olarak aşırı miktarda insülin salgılamaktadır. İnsülin aynı zamanda açlık hormonu olarak ta bilinir. Özellikle aşırı unlu şekerli gıdalar yenildiğinde kandaki insülin seviyesi üst düzeye ulaşmaktadır. Dr. Heller tarafından bu durum incelenmiş ve özel bir diyet ile ( Holywood diyeti) kandaki insülin miktarının düşürülerek aç kalmadan zayıflama olanağı oluşturulmuştur.
Diyet listelerine eklenecek bazı özel besinler sayesinde hem karbonhidrat alımı azaltılabilecek hem de kandaki insülin düzeylerinde dramatik bir şekilde düşmektedir. Yemek yerken yeşil salata tabağı ile başlamak, Holivud diyetinin en önemli sırrıdır. yeşil salata tabakları ortalama olarak (150-200 bir porsiyon ağırlıkta olmalıdır
Holywood diyetinde hızlı zayıflama için 3 ana besin grubu vardır. Bu besin grupları şunlardır:
- Protein oran fazla olan kırmızı et, tavuk, balık ve deniz ürünleri, yumurta, peynir.
- Zayıflatan sebzeler – nişasta ve karbonhidrat içermeyen ama vitamin mineral, lif diyet fiberi zengini olan sebzelerden bolca tüketiniz. domates, kabak, bezelye, havuç, pancar, (mısır hariç).
- Karbonhidrat içeren gıda ürünleri – ekmek, pirinç, patates, makarna, bisküvi, sebze, domates, havuç, mısır, bezelye, meyve, meyve suları, tatlılar. Bu besin grubundan holywood diyetinde uzak durunuz.
- Holywood diyetinde zayıflamak için bu besin gruplarından özellikle karbonhidrat grubunu tüketmemeye özen gösteririz. Ayrıca diyet yemekleri yenmesinin ardından kandaki insülin oranı 1 saat gecikmeli olarak düşeceği için ağır ağır yiyerek açlığımızı bastırmak gerekmektedir. Gün boyunca et, tavuk, balık, yumurta, süt, peynir ve karbonhidratsız sebzelerden bolca yiyebilirsiniz.
- Gün boyunca 6 büyü su bardağı ile su tüketmek zorunludur.
- Günde en az 15 dakika, jimnastik yapın ya da bir bisiklet üzerinde yürüyün. Böylece daha hızlı zayıflama ve yağ yakma imkanı kazanacaksınız.
insülin salgılanmasını uyaran Yapay tatlandırıcıları asla kullanmayın.
- Kan şekerinin yavaşça yükselmesini sağlamak için reçel, bal, şeker, çikolata yerine pirinç, tahıllar, kepekli tahıl tahıllar ile kurutulmuş meyve ve sebzeler tüketin.
- Kahve tüketimini azaltın.
- Sadece aç iken yiyin. Öğün atlamayın. Az yiyin ama aç ta kalmayın.
Sonuç olarak Hollywood 48 diyeti oldukça sıradışı bir diyet türüdür ama pek çok olumlu tarafı vardır. Meyve ve sebze tüketimine önem verdiği için zorlu bir zayıflama sürecine neden olmaz. Sağlıklı bir zayıflama diyeti türüdür.