Cinsel organlar kadının temizlik açısından en hassas bölgelerinden biridir. Bu bölgede idrar yollarının olması, büyük tuvaletin bu bölgeden yapılması, vajinanın dışarıya açık bir organ olarak mikroplara açık olması gibi nedenlerle bölgenin devamlı temiz kalması özellikle kadınların dikkat etmesi gereken bir konudur. Jinemed Sağlık Merkezleri Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, Mynet okurları için yazdı. Her anne çocuğunu küçük yaşlardan itibaren cinsel bölgenin temizliği üzerinde eğitim vermesini ister. Özellikle çocuklar annenin yanından ayrılıp da okula gittikleri zaman orada geçirdikleri Saatler içinde tuvalet ihtiyaçları olduğunda kendi cinsel bölgelerine nasıl dikkat edecekleri annesi ve öğretmenleri tarafından mutlaka bilgilendirilmeleri gerekmektedir. Genç kızların adet olma yaşı geldiğinde yine anneleriyle iletişim halinde olmaları gerekmektedir. Bu özel durumda genital (cinsel) bölgenin nasıl temiz tutulacağı ped kullanımı vs. gibi konularda doğru bilgilendirilmesi gereklidir. Ülkemizde ne yazık ki, okullarda konuyla ilgili eğitim yeterli verilememekte ve kız çocuklarının anneyle de bu konudaki iletişimleri iyi olmazsa bilgileri kendi arkadaşlarından, çevreden yanlış olarak alabilmektedir.
Cinsel hayat başladıktan sonra daha farklı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Cinsellikle birlikte vajinal mikroplanma başlamakta ve cinsel yollarla geçen hastalıklar, ilişki öncesi ve sonrasındaki bölgenin temizliği ile ilgili prensipler, daha sonra oluşabilecek gebelik sırasındaki sorunlar gündeme gelmektedir.
Kadınlarda vajinal bölge temizliği yıllara göre farklı boyutlarda ele alınması gereken ciddi bir sorundur. Kadınlarında bunu bu şekilde algılayıp konuya kendi sağlıkları için ciddiye almaları gerekmektedir.
1-Adet öncesi kız çocuklarında hijyen
Kız çocukları okula gittikleri, anneden koptukları zaman kendi cinsel bölgelerinin temizliğini yapamayabilir. Bu yüzden kız çocuklarına o bölgeyi yukarıdan aşağıya doğru Su ile temizlemek gerektiği, hiçbir zaman makattan bölgesinden öne doğru temizlik yapılmamasının önemi anlatılmalıdır. Büyük tuvaletten sonra da yine makat bölgesinin temizlenerek ve oradaki temizleyen kâğıdın vajina ve idrar yapılan yere doğru değil arkaya doğru olması gerektiği söylenmelidir. Çünkü büyük tuvaletle ortaya çıkan ciddi miktardaki mikroplar anüs çevresine yerleşebilir, oradan da rahatlıkla temizlik arkadan öne doğru yapılırsa vajinaya girebilir ve orada ciddi enfeksiyona yol açabilir. Özellikle eczanelerde kullanılan ilaçlı mendiller kullanılmasında büyük fayda vardır. Aynı zamanda idrar yolu iltihabı ihtimali de mevcuttur. Yine çocuklara bölgenin yıkandıktan sonra mutlaka kurutulması gerektiği de anlatılmalıdır.
2-Adet döneminden sonra ki genital bölge hijyeni.
Adet döneminde henüz cinsel ilişkiye başlamamış kişilerde günümüzde kullanılan hijyenik bağlar yani pedler revaçtadır. Pedlerin kanama miktarına göre Günde 2 ile 8 adet kadar kullanılabilir. Pedlere karşı Alerji ve tahriş olabilmekte ve dış dudaklarda ciddi kızarıklıklar, kaşıntılar olabilmektedir. Böyle durumlarda kız çocukları olayın pedden dolayı olduğunu düşünmeli ve konuyla ilgili bir hekime danışmalıdır. Mümkünse de alerji yapan markayı değiştirmelidirler.
Pedler bölgede, adet esnasında uzun süre kaldığı için havalanmayı güçleştirir ve tahrişlere yol açabilir. Bu yüzden pedler sıklıkla değiştirilmelidir. Dış dudakların her değiştirmede su ile yıkanıp kurutulmasında fayda vardır.
Cinsel ilişkiye henüz girmemiş kız çocuklarında okul öncesi çağdakiler de dâhil bazen vajinadan akıntılar gelebilir. Bunlar genellikle hormonal akıntılar olup, bir tehlike teşkil etmemektedir. Özellikle cinsel hayata başlamamış çocuklarda vajinal enfeksiyon olmadığı için bu akıntıyı iltihapla karıştırmamak gerekir. Bu çocuklarda yalnız yoğun Antibiyotik kullanımı ve o bölgenin Sıcak ve havasız kalması durumunda mantar iltihabı olabilir. Bunu bir doktor teşhis edip, tedavisini verebilir. Yine çok küçük çocuklarda kendi cinsel organlarıyla oynama ve o bölgeye bir şeyler sokma gibi eğilimler mevcuttur ve bu durumlarda da bazen akıntı olduğu zaman vajinanın içine yabancı cisim sokulup, sokulmadığının araştırılması faydalı olacaktır. Çok küçük çocuklardaki akıntılarda bazen cinsel istismara uğrayıp, uğramadığı da araştırılmalıdır.
3-Cinsel hayat sonrası cinsel bölge hijyeni.
Cinselliğin başlamasıyla birlikte vajina değişik mikroplarla tanışır ve bunların bir kısmı vajinada yerleşerek iltihaplanma yapar. Dolayısıyla cinsel hayatta ilk önerdiğimiz şey cinsel hastalıklardan korunmadır. Bu konuda kişi tanımadığı erkeklerle bir arada olursa mutlaka prezervatif kullanılmalıdır. Prezervatif her şeyi korumamakla birlikte çok önemli bir cinsel hastalıkla mücadele yöntemidir.
Bunun dışında cinsel ilişki esnasında çok fazla kokulu tahriş yapan jeller, kremler kullanılmamalıdır. Vajinada bir kayganlık gerekiyorsa bunun piyasada mevcut antialerjik jellerle yapılması daha faydalıdır. Cinsel ilişki sonrasında da çok sıcak ve terli olabileceği için su ve sabun içermeyen temizlik ürünleri ile yıkanmalı ve daha sonra havlu veya saç kurutucusuyla bölge etkin bir şekilde kurutulmalıdır.
Kadınlarda cinsel bölge çok kıvrımlı olduğu için kıvrımlar arasında rahatlıkla cilt döküntüleri ter birikintileri kalabilir. Bunlar zamanla kokuya ve tahrişe yol açabilir. Vajinal bölgenin en iyi temizlenme yöntemi bildiğimiz musluk Suyu ve çok kokulu ilaçlı olmayan basit sabunlarla yıkamak sonra durulamak ve çok iyi kurulamaktır.
Adet gören kadınlarda pedler genellikle tahriş ve rahatsızlık verirse tamponlar da kullanılabilir. Tamponların yabancı Maddeli olmayanlarına dikkat etmek lazımdır. Tamponlar 4 Saatten çok tutulmamalıdır. Çünkü çok ciddi enfeksiyona yol açabilirler. Ama 4 Saat kuralına uyulduğu takdirde kullanılmasında sakınca yoktur. Tamponlar geceden vajinaya konulup, sabaha kadar vajinada kalmamalıdır. Gece tercihen pedler kullanılmalıdır.
Bazı kadınlarda görülen vajinanın içini devamlı olarak yıkama hastalığı vajinaya zararlıdır. Çünkü vajinanın içinde vajinayı koruyan çok özel bakteriler vardır. Bunların devamlı su ile yok edilmesi durumunda bazen bu yüzden vajina kendini koruyamaz ve daha sık iltihaplanabilir. Vajina içi temizliği çok özel durumlarda doktor tavsiyesi ile yapılmalıdır.
Genital bölgedeki tüyler normalde ağda ile giderilmektedir. Fakat bazı bünyelerde ağda ve jilet kullanılması ciltteki staphylococcus mikrobunun kıl köklerine girmesine yol açarak ciddi kıl kökü iltihapları, Apseler yapmakta ve bu da bazen küçük cerrahi müdahalelere yol açmakta ve o bölgenin görüntüsünü bozmaktadır. Dolayısıyla bu tarz sorunu olanlar hemen bir kadın-doğum uzmanına başvurmalı ve tercihen ağda ve jilet kullanımını keserek sadece makas kullanmayı tercih etmelidirler. Alafranga tuvaletlerde tuvalet kapağı mutlaka tuvalet kâğıdıyla silinmeli, temizlenmeli ve sonra oturulmalıdır. Ne var ki, tuvalet kapağında kadının cildine veya vajinasına bir mikrop girmemektedir. Yine de kapağın temizlenmesi gereklidir.
4-Havuz ve deniz sonrası hijyen
Özellikle havuz ve deniz sonrası vajinal mantar iltihabı sıklıkla görülür. Bunun nedeni vajinada gerçekten olan fakat uykuda olan mantar mikrobunun bir enfeksiyon haline dönüşmesidir. ÇoÄŸu kez de gebelik ve antibiyotik kullanımı gibi nedenlerle ortaya çıkan bu durum, tedaviye çabuk yanıt verir. Ancak kronik vajinal mantar enfeksiyonu hem cinsel hem de psikolojik sorunlara yol açar. Vajinal mantar enfeksiyonlarına yol açan mikroorganizmalardan en sık görüleni ‘Candida Albikans’ adı verilen bir maya hücresidir.
Vajinal mantar, erkek semeninde üretilmediği için cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak kabul edilemez. Ancak yapılan araştırmalarda eşlerin benzer tipte mantar hücresi taşıdıkları saptandığı için pek çok hekim, tedavide, eş tedavisini de uygun görmekte.
Mantar enfeksiyonu iç dudaklarda şişme, vajinadan gelen beyaz bir akıntı, akıntı özellikle küçük beyaz parçalar şeklinde (süt kesiği şeklinde) olmasıdır ki kendisinde mantar iltihabı olanlar birkaç kez geçirdikten sonra kendi teşhislerini kendileri koyabilmektedir. Mantar mikrobu akıntı, kişide yoğun bir kaşıntı, tahriş, yanma, sızı, ilişkide güçlük ve bazen idrara dahi çıkmakta zorluk yaratabilir.
Vajinal mantar belirtileri
Kaşıntı ve hassasiyet
Beyaz peynirimsi vajinal akıntı
İdrar yaparken yanma
Neler vajinal mantara yol açabilir?
Vajinal duş, sprey gibi kimyasal maddeler içeren ürünlerin kullanılması,
Fazla kilolu olmak,
Şeker hastalığı,
Uzun süre antibiyotik kullanmak,
Dikkat edilmesi gereken kurallar
Ortak kullanıma açık tuvaletlerde dikkatli olmak,
İç çamaşır ve havlu gibi özel eşyaları başkalarıyla paylaşmamak
Temiz olduÄŸundan emin olunmayan havuzlara girmemek.
Vajinal mantarın sonuçları
Vajinal mantar enfeksiyonları spermin yumurtaya doğru taşınmasını engeller.
Vajinal ortamı değiştirerek spermin Canlı kalma süresini kısaltır.
Mantar enfeksiyonları erkeklerde de görülebilir ve kaşıntı, akıntı gibi yakınmalara yol açar.
Cinsel bölgenin temiz tutulmasının Altın kuralları şöyledir:
Vajinanın içi sürekli temizlenmemelidir.
Bacak arasındaki ve dudakları da içeren kısım daima kuru ve temiz olmalıdır.
Temizlikte değişik kokulu sabunlar, kremler vs. kullanmamalı, normal su gerekirse sabun içermeyen temizlik ürünleri tercih edilmeli sonra bölge çok iyi kurutulmalıdır. Çok iyi kurutamayanlar saç kurutucusu ile bölgenin kurutulması özellikle tavsiye edilir.
Dıştan kullanılan pedler alerji ve tahriş yaparsa hemen markası değiştirilmeli ve doktor tarafından da tavsiye edilirse bazen ped kullanılmayıp, tampona geçilmelidir.
Yaz aylarında özellikle deniz ve havuzdan çıktıktan sonra duş alınmalı, Tuzlu veya havuz suyu o bölgeden uzaklaştırılmalı sonra çok iyi kurutularak kuru mayo ile güneşlenilmelidir.
Su ve sabun içermeyen temizlik ürünleri dışında yine de o bölgenin doğal olarak yaratmış olabileceği kokudan rahatsız olanlar için ülkemize de yeni gelmiş olan vajinanın dıştan temiz kokmasını sağlayan bazı ıslak mendiller ve deodorant parfümler kullanılabilir. Bunları kullanırken maddelere karşı alerji olmadığından emin olunmalı ve gerekirse bir doktora danışılmalıdır.
Peki nasıl anlayacaksınız? İşte yolları…
1- Sevgiliniz içindeki suçluluk duygusunu bastırmak için sizin isteklerinize her zamankinden fazla duyarlılık gösterir. Özellikle diğer ilişkisinin ilk dönemlerinde…
2- Böyle bir alışkanlığı olmasa bile size sık sık hediye almaya başlar. Bu davranışının dikkat çekmemesi için de her hediye
3- Günlük hayatındaki alışkanlıklarını değiştirir ya da yeni hobiler edinir.
4- Yaşadığı duygusal karışıklık nedeniyle olur olmaz nedenlerden kavga çıkarabilir.
5- Ona daha şefkatli yaklaşmanız için sadece sizin yanınızda depresif bir tavır takınabilir.
6- Sizinle çeşitli bahanelerle daha az konuşmaya ve zaman geçirmeye başlar. Bu sayede daha az açık vereceğini düşünür.
7- Uykusunda sık sık kabus görebilir. Bir çok geceyi bu nedenle uykusuz geçirebilir.
8- Müzik, sinema gibi alanlarda zevkleri değişebilir. Daha önce nefret ettiği türleri beğenerek takip edebilir. Bu seçimlerden yeni ilişkisinin zevkleri hakkında fikir verir.
9- Kendisini birden çok beğenmeye başlayabilir. Zamanını eskiye göre daha çok ayna karşısında geçirir.
10- Sizi ya da ilişkinizi başkalarıyla kıyaslayabilir. Bu artık sizin tek olmadığınızı düşündüğünü gösterir.
11- Artık hiçbir eleştiriye tahammülü kalmayabilir. Sürekli kendini savunma tavrını takınabilir.
12- Eve geç gelmeye başlar. Evdeki sorumluluklarını ya da eskiden düzen konusunda önem verdiği konuları atlayabilir.
13- Sizin nasıl göründüğünüzle artık daha az ilgilenir. Saçınız ya da kıyafetlerinizle ilgili yorum yapmaz.
14- ‘Seni seviyorum’ demeyi bırakır.
15- Sizin ona yaptığınız sürprizler karşısında eskisi gibi coşkuyla tepki vermez. Bu içinde suçluluk duygusundan kaynaklanır.
16- Kendisini başkalarıyla kıyaslaması da size olan ilgisini kaybetmeye başladığını gösterir.
17- Telefonunda arama listesi ve mesaj kutusunu sürekli boş tutmak gibi önlemler alabilir.
18- Birden bire arkadaşlarıyla her zamankinden daha fazla vakit geçirmeye başlar
19- Saçınızı okşamak gibi şefkat gösterilerini bırakır.
20- İlişkinizin geleceği hakkında evlilik, ev alma gibi planlar hakkında konuşmamaya başlar.
21- Birden bire kişisel uğraşlara vakit ayırmaya başlar. Kitap okur, film izler…
22- Aranıza yatak odanızda da mesafe koyar ve bunun için bahaneler sıralar.
23- Yaptığı şakalar sizi güldürmekten çok kırmaya başlayabilir, eski hoş sohbet tavrı kalmaz.
24- Çiftlerin yapışık ikizler olmadığını öne sürerek kendi özel sınırlarını korumak adı altında sizden uzaklaşır.
25- Rüyasında başka isimler sayıklayabilir.
26- Yakın çevrenizden sürekli ilişkiniz hakkında uyarı alıyor musunuz? Sizdeki değişim en iyi dışardan bakan objektif gözler tarafından görülür.
27- Sizin artık kendisiyle ilgili sorular sormanıza tahammülü kalmaz. Neredesin sorusu onu bir anda sinirlendirmeye yeterli olur.
28- Sabah uyandığında kimin yanında olduğunu anlamak için bir süre etrafına bakar.
29- Ev içinde kapıları kapalı tutmaya başlar. Özellikle bilgisayar başındayken rahatsız edilmek istemez.
Alnınıza C Vitamini Gençleştirici DHEA Hormonu tüm eczanelerde yok satıyor. DHEA hormonunun içerdiği etkili Maddeleri, ayrıca avokadoda da bulabilirsiniz. Alın bölgeniz için, 2 hafta boyunca her akşam Limon Suyu ile avokado tüketin. Çünkü limon suyunda bulunan C vitamini, avokadoda bulunan maddelerin etkisini artırır. 4 Gün içerisinde etkisini göstermeye başlar. Ağız Çevresine Soya: Yüzünüzde burun çevresinde başlayıp, ağız bölgesinde biten bir çizginin oluşmasını istemiyorsanız, doğal maddeler ve masajla kolayca önleminizi alabilirsiniz. Bunun için, bolca soya ürünü tüketin. Çünkü bu ürünler, flavonoit olarak adlandırılan hücre koruyucu maddeler içerirler.Bu maddeler aynı zamanda bazı bakım kremlerinde de bulunuyor. Flavonoit içeren kremleri problemli bölgelerin üzerine sürüp, 5 Dakika kadar parmak uçlarınızla dairesel hareketlerle masaj yapın. Her gün kullandığınız takdirde, 2 hafta içerisinde etkili bir sonuç almanız mümkün olacak.
Üst Dudağa Zeytinyağı
ÜST dudak çevresi çoğu zaman ihmal edilir. Oysa bu bölge hızla nem kaybına uğrar. Bu durumda en büyük yardımcınız zeytin. Üst dudağınıza birkaç damla zeytinyağı sürüp, parmak uçlarınızla hafifçe üzerine vurun. Bu hareket kan dolaşımını hızlandırır. Yağ ise cildi yumuşatır.
Dekolteye Yeşil Çay
Ayrıca bu zeytinyağlı dudak bakımına ek olarak her gün 2 kez yüz jimnastiği yapın. Bunların etkisi 2 hafta içinde görülebilir. Cildin çok hassas olması nedeniyle, boyun ve dekolte bölgesi ince çizgilerin ilk belirdiği bölgedir. En etkili çözüm yolu ise; yeşil çaydır.
Günde 3 fincan yeşil çay için. Bunun yanında cildinize bir de maske uygulayın. Yeşil çay içeren bir kremi boyun ve dekolte bölgesine kalınca sürün. 15 dakika sonra yüzünüzü ılık Suyla iyice temizleyin.
Yeşil çayın bileşiminde bulunan vitaminler, metabolizmanın daha hızlı çalışmasını sağlar. Bu da cilt altında bulunan bağ dokusunu sıkılaştırır. Maske tamamlandıktan sonra cilt kalıcı bir etkiye sahip olur. Çay içerek de bu etkiyi koruyabilirsiniz.
Artık herkes biliyor; sadece diyet yapmak kilo vermeye yetmiyor. Diyeti, yaşam tarzı haline getirmek gerekiyor. İşte yaşam tarzınızı değiştirme yöntemleri:
1- Duygusal durumunuza göre acıkmadığınız halde tükettiğiniz besinlerin listesini yapın.
2- Duygularınız sizi buzdolabına sürüklediÄŸinde onlara karşı çıkıp, farklı faaliyetlere yönelmeyi deneyin. ÖrneÄŸin; yürüyüşe çıkmak, sevdiÄŸiniz bir arkadaşınızla telefonda konuÅŸmak gibi…
3- Diyet yaparken aç kalmayın. Aç kalmak sizi daha çok yemeye itecek ve bu yemeler duygusal açlığa sebep olacaktır
4- İş yerinde molalarınızı iyi kullanın. Molalarda kısa yürüyüşler yapın, bir iş arkadaşınızla iş dışında bir konu hakkında sohbet edin.
5- Sinirli hissettiğiniz ortamdan uzaklaşın. Boşuna kendinizi hırpalamayın.
6- Aşırı karbonhidratlı yiyecekleri buzdolabınızda bulundurmayın. Her buzdolabını açtığınızda karşınıza süt ve meyve çıksın. Özellikle süt tokluk hissi yaratacağından yeme ihtiyacından kurtarır.
7- İş konusunda kendinizden her zaman mükemmellik beklemeyin küçük hatalara takılmayın. Kendinizi ve hatalarınızı bağışlamayı öğrenin.
8- Yeterli kalori almıyorsanız duygusal yeme eğiliminiz artacaktır.
9- Düzenli egzersiz yapın ve dinlenmeyi unutmayın. Bedeniniz dinlenmiş ve zinde olursa ruh halinizi daha fazla kontrol edebilir ve stresle başa çıkabilirsiniz. Bu da duygusal yeme dürtüsünden sizi kurtaracaktır.
10- Yemeğinizi yerken acele etmeyin, yavaş olun. Böylece duygusal yemekten fizyolojik yemeye geçişiniz kolay olacaktır.
11- Eğer duygusal yeme problemi yaşarsanız, kendinizi affedin ve ertesi gün taze bir başlangıç yapın.
12- Sorunları konuşmak iyi gelecektir. Düzenli olarak sevdiğiniz şeyleri yapın, kendinizi yemek yemeye adamayın.
13- Kendinize “Gerçekten açlık hissediyor muyum?” sorusunu sorun. Gününüzü tekrar gözden geçirin ve sizi acıktıranın ne olduÄŸunu bulun
14- Bir konuyu fazla düşünmeyin, sadece bir konuya yoğunlaşmak, duygusal yeme isteğini artırır. Eğer yaptığınız işe odaklanırsanız aşırı düşünmeyi durdurabilirsiniz. Bulmaca çözmek, derin nefes alıp vermek, unutmanıza yardımcı olacaktır.
15- Duygusal yemek yeme ihtiyacı size ancak kaçmayı öğretir. Bu şekilde ancak hedeflerinizi ihmal edebilirsiniz. Duygusal beslenmenin sebeplerinden biri de hayal kırıklıklarını bir ölçüde bastırmaktır. Kendinizi her yetersiz hissettiğinizde yemek yerseniz, hiçbir planınızı gerçekleştiremezsiniz. Bunun yerine kilo alırsınız. Korkularınıza çözüm bulmak yerine sürekli yerseniz, korkularınız daha da büyür ve yemek yemek giderek daha çekici hale gelebilir.
Karakterinizden ödün vermeden aşkta şansı yakalamak istiyorsunuz. Aradığınız partneriniz nasıl özelliklere sahip olmalı?
1- İstediğiniz şeyden emin olun. Partnerde asla görmezden gelemeyeceğiniz şeyler neler? Partnerinizde olmasını istemediğiniz şeyleri listeleyin. Daha sonra sizin için olmazsa olmaz 10 şeyi listeleyin. Daha seçici davrandığınız için hata yapma riskiniz azalacak.
2- Hayatınızı yaşayın. Ne istediğinizi ve istemediğinizi açıkça biliyorsanız hayatınıza daha fazla odaklanırsınız. Sıkı bir vücuda sahip olmak için yürüyebilir, arkadaşlarınızla hoş vakit geçirebilir ve mutlu olduğunuz için daha çok insanın dikkatini çekebilirsiniz.
3- Kaçırdığınız şeyler için üzülmeyi bırakın ve büyük fotoğrafı görün. Gelecekteki daha iyi fırsatları kaçırmamak için ileriye doğru bakın.
4- Evden dışarı çıkın. Kültürel yaşam halkanız genişledikçe yeni insanlarla tanışma şansınız artar. Rutin yaşamınızı değiştirin. İlgi duyduğunuz alanlardaki etkinlikleri takip edin, ortak zevklere sahip olduğunuz insanlarla daha fazla görüşme fırsatı yakalarsınız. Arkadaşlarınızla parti grupları oluşturun ve eğlenmeye başlayın!
5- İstediğiniz şey için gözlerinizi açık tutun. Şanslı insanlar yaratıcı ve maksimum şans fırsatlarını farkeder. Sizinle aynı çizgide olan kişilerle sohbet edin. Kişisel iş bilgilerinizin olduğu kart vizitiniz yanınızda olsun ya da sadece e-mail adresinizi de verebilirsiniz.
6- Meraklı olun. kendi bilgilerinizi açıkça vermeyin ancak sorular sorun. Nedenleri araştırın ve cevapları bulun.
7- Yeni şeyler deneyin. Farklı olmanın en iyi yolu farklı şeyler yapmaktır. Günlük rutininizi farklılaştırın ve kendinizin farkında olun. Kendinizi sarsın ve neler olup bittiğinin farkında olun. Fırsatları yakalamaya açık olun ve avantaja çevirin.
8- Güne şanslı olduğunuzu düşünerek başlayın.. Negatif düşünceler şansınızı engeller. Negatif düşünmek yerine pozitif düşünün. şanslı insanların arasında olduğunuzu düşünün.
9- Kötü şanstan ders alın. Karşınıza çıkan olumsuzluklardan korunmak için yaşadıklarınızdan ders alın. Hatalarınızı bilirseniz kötü şans gidecek ve hayat boyu işinize yarayacak deneyimler size kalacaktır.
10- Her zaman pozitif etkenleri araştırın.
Güzellik uzmanları, sarışın bayanların karakteristik özelliklerini, kullanmaları ve uzak durmaları gereken renkleri anlatıp hem sarışın hem de güzel olmak için dikkat edilmesi gereken ipuçlarını sıralıyor. İşte Dünyaca ünlü mineral makyaj markası Jane Iredale’in kurucusu Jane Iredale tarafından sarışınlar için hazırlanan güzellik tüyoları… Sarışın da olsan esmer de olsan iyi bir makyaj için öncelikle iyi bir zemin hazırlaman gerek ki bu da cildin için doğru olan fondöteni seçmen anlamına geliyor. Ve fondöteni cilt tonuna göre seçmelisin, saç rengine göre değil. Bunun yanı sıra çoğu kadın yüzünde güneş değmiş gibi bir hava yaratmak için bronzlaştırıcı kullanıyor. Fakat bunun alt çene hattında yarattığı renk far-kını hatırlatmamız gerekecek. Peki, ten rengine uygun fondöteni nasıl seçeceksin? Alt çene hattında deneyerek; elinin üzerinde değil. Çünkü elinin rengi yüzünün renginden en az bir ton daha koyudur. Dolayısıyla elinin üzerinde ya da bileğinde aldığın sonuç senin teninle bütün olacak fondöten değildir. Eğer sen de birazcık bronzluk isteyenlerdensen toprak tonlarında ya da daha açık tonlarda bir göz farı ve allık uygula. Böylelikle küçük dokunuşlarla istediğin bronzluğa kavuşmuş olacaksın.
Önce gözler
Doğru renkler özelliklerini gözler önüne serecek, zira teninin kaldırmayacağı renk yok denecek kadar az. Fakat makyajını yapıp hiç makyaj yapmamış gibi solgun görünmek de var. Bu yüzden sen orta tonlarda renkleri tercih etmelisin; örneğin, kahveler ve altın tonları tam sana göre.
Kahve veya bronz tonlarda bir eye liner gözlerini vurgulamanı tek bir hamleyle sağlayacak. Platin rengi saçlarda gri kahve tonlarında renkler son derece etkileyici. Daha derin renklerin teninde iyi bir etki yaratmayacağını düşünüyorsan yanılıyorsun. Fakat bu tür renkleri gözlerin dış köselerine uygulamanda fayda var. Rimelini sakın unutayım deme. Koyu renklerle buğulu gözler yaratmak, ekstrem renkler uygulamak veya retro bir tarz denemek senin elinde. Fakat bunun sana yakıştığından emin olmalısın. Eğer kırmızı veya lila renklerinde bir uygulama istiyorsan, elmacık kemiklerinde hafife kaçman gerektiğini de unutma.
Dudaklara ne demeli?
Ne renk kullanırsan kullan, sarışın olman dikkatleri üzerine çekmen demek. Bu yüzden doğal güzelliğini vurgulayarak ve bakışlarının derinliğini değiştirmeden yapacağın makyaj, seni herkesten farklı kılacak.
Şikayet: El veya ayak tırnaklarınız renk değiştirdi, kırılıyor, kalınlaştı, uçları çatlıyor ya da oyuk oyuk oldu. Ayak tırnaklarınızın etrafında ağrı, şişme ve kızarıklık da olabilir. Nedenleri: Onikomikoz (mantar enfeksiyonu) : Tırnağınız kalınlaştı ve sarardı; tırnak ucuna doğru küçük bir ayrımla bir birikinti oldu. Tedavi edilmezse, tırnağınızın tümü bölünür, şekli bozulur veya düşebilir. Mantar sadece yaralanırsanız veya başka bir deri hastalığınız varsa tırnakları etkiler. Ayak tırnakları enfeksiyonu yaralanma olmadan da oluşabilir. Kendi kendine tedavi edebilirsiniz veya doktora gitmelisiniz. El tırnaklarının iyileşmesi 6 aya, ayak tırnaklarının iyileşmesi 1 – 2 yıl sürebilir. Tırnak kırılması : Tırnaklarınızda çatlaklar var ve uçları kırılıyor. Bu acı vermez, iyileşebilir, ama hiçbir zaman geçmez. Tırnak kırılması kalıtımsal olabilir ve bazen yaralanmayla görülür. Kendi kendine tedavi yeterlidir.
Kendimiz NEler Yapabiliriz?
Ayak tırnağı batıyorsa, ayağınızı 2 çorba kaşığı tuz katılmış ılık suda 15 – 20 dakika kadar tutun.
Tırnakla deri ayrıldıktan sonra tırnakla deri arasına tırnak büyüyünceye ve deri iyileşinceye kadar birkaç gün küçük bir pamuk ya da gazlı bez koyun. (Dikkat: Şeker hastasıysanız, dolaşım sistemi sorunlarınız varsa veya iltihaplanma oluşmuşsa, bu yöntemi uygulamayın.)
El tırnağı batıyorsa, tırnağınızı dümdüz kesin ve köşelerini yuvarlatmayın. Pamuklu çubukla günde iki kere köşesinden kaldırın ve bu bölgeyi temiz tutun.
Tırnağı kan oturması: Kağıt atacının ucunu açıp ocakta ısıtın. Elinizi yakmamak için öteki ucunu tutamaçla tutun. Sıcak ucu bastırmadan hafifçe tırnağınıza değdirin; kanın dışarıya akması için acıtmayan bir delik oluşacaktır. Basıncı hafifletmek için bu işlemi tekrar edebilirsiniz.
Mantar enfeksiyonu: Yıkandıktan sonra el ve ayaklarınızı iyice kurulayın. Saç kurutma makinesini en az sıcaklığa getirerek tırnağı kurutun. Mümkün olduğu kadar çıplak ayakla gezin; sentetik çorap ve ayakkabından uzak durun. Bulaşık yıkarken, temizlik yaparken veya elinizi suya veya kimyasallara sokacağınız zaman pamuklu lateks veya lastik eldiven kullanın. Reçetesiz satılan ilaçlar çoğu kez işe yaramaz.
Tırnak kırılması: Renksiz oje sürün. Ojeyi çok sık çıkartmayın. Temizlik yaparken pamuklu lateks veya lastik eldiven giyin. Tırnaklarınızın etrafındaki deriye krem sürün.
Dolama söz konusuysa, iltihabı azaltmak içn günde iki defa (5 – 10 dakika) sıcak su banyosu yapın; sonra mantar enfeksiyonuna karşı antibakteriyel bir ilaç ya da %1’lik gentiyan violet sürün.
Nasıl Önleriz ?
Tırnaklarınızı temiz tutun. Her hafta düzenli dümdüz kesin. (Aşırı kısa kesmeyin; parmaklarınızın bitimi kadar olmalılar.) Tırnaklarınızı ve tırnak derinizi yemeyin, koparmayın ve yırtmayın.
Sık aseton kullanırsanız tırnaklarınızı kurutursunuz. Tırnak güçlendiricilerinden, takma tırnaklardan ve tırnak derisi alma aletinden kaçının.
Bunlar tırnakların rengini değiştirir, tırnakları kırar, etraflarındaki doğal korumayı yok eder ve tırnaklarınızın altında kötü reaksiyonlara yol açar.
Öteki Nedenler Ayak tırnağının batması Dolama El veya ayak tırnağı yaralanması Sedef hastalığı
GeçtiÄŸimiz son 10 yılda Türkiye’de markalı mücevherin yaygınlaÅŸmasıyla birlikte, pırlanta tüketiminde de hızlı bir artış kaydedildi. Mücevher markalarının yürüttükleri kampanyaların da etkisiyle, pırlanta tüm dünyada olduÄŸu gibi, Türkiye’de de aÅŸkı, baÄŸlılığı ve tutkuyu anlatır oldu. Özellikle evlenme tekliflerinin vazgeçilmezi haline gelen tek taÅŸ yüzükler, böylece kadınların “hayır” diyemeyeceÄŸi hediyeler arasındaki yerini de almış oldu. Peki, pırlanta alırken nelere dikkat etmek gerekir? Elbette pırlantayı alırken kalbinizin sesinizi dinlemeli siniz, ama unutmayın ki dikkat etmeniz gereken çok önemli ayrıntılar da var. Elleriniz tek taşın gölgesinde kalmasın GeçmiÅŸten günümüze kadınların vazgeçilmezleri arasında yer alan mücevherler, sevgililer gününde de, kadınların en sık aldıkları hediyeler arasında yer alıyor. Hem maddi hem de manevi açıdan deÄŸerli bu özel hediyeyi en güzel ÅŸekilde taşımak için alternatif yollar deneniyor. Bunlardan biri de, protez tırnak ve kalıcı french uygulamaları. Sevgililer günü öncesinde Ankaralı kadınların ilgi odağı olan bu uygulamaları Estetiko Güzellik Salonu’ndan estetiysen Zeynep Güler ile konuÅŸtuk.
Protez tIrnak nedİr?
Protez tırnak öncelikle takma tırnak gibi eczanelerden alınıp yapıştırıcı ile tırnak yüzeyine yapıştırılan uygulamalar değil, el ve tırnaklarda kusursuz görünüm yaratmak için yaygın olarak akrilik ya da jel teknoloji ürünleri ve ileri teknolojinin yardımı ile gerçekleştirilir. Bir buçuk saat süren bir işlemdir ve aylık bakımlar düzenli yapıldığı sürece altı ay kullanılabilir.
Protez tırnak uygulamaları doğal tırnağı sarartır mı?
Hayır, protez tırnak uygulaması tırnakta sarartma yapmaz.
İnce, kırılgan ya da ortadan ikiye ayrılan tırnaklar protez tırnak uygulamaları ile sağlıklı hale getirilebilir mi?
Seks yaÅŸamınız uzun süredir aynı tekdüzelikteyse artık farklı ÅŸeyler denemenin zamanı gelmiÅŸ demektir. Seksten hem partneriniz zevk almalı hem de siz… DeÄŸiÅŸik yöntemler deneyerek onu doruklara çıkarabilir, böylece de iliÅŸkinize renk katmış olursunuz. KuÅŸkusuz seksin ilk adımı partnerinizi tahrik etmek. Bunun için de bir sürü yol var tabii… Nasıl mı, iÅŸte size hem de ellerinizi kullanmadan onu okÅŸamanın ve tahrik etmenin yolları: Ayak Kalça Ense Kulak Dille En tahrik edici organdır. Partnerinizi zirveye ulaÅŸtırmak için ayak uçlarından usul usul dil darbeleriyle baÅŸlayarak yukarılara doÄŸru tırmanmanızı öneririz. Bu hareketle onun uyarılacağından emin olabilirsiniz. Kalça bölgesine yapılan ziyaretler ender
olduğundan değeri de oldukça büyüktür. Kalçalarında gezinen diliniz başlangıçta çekimser olabilir ancak bu partnerinizin çok hoşuna gidecektir. Ufak ama yumuşak ve nazik dil darbeleri, sinirlerini son noktasına kadar harekete geçirip, partnerinizin heyecanlanmasına neden olacaktır. Hele de ense bölgesi hassas ise bu onu zevkten çıldırtabilir. Bu bölgede önemli olan yumuşak ve yavaş olmaktır! İşe önce kulak memesini emip, dil darbeleri kondurmakla başlayın. Ancak çok heyecanlandığını ve zevk aldığını hissettiğinizde dilinizle kulağın içlerine doğru ilerleyin.
Merhabalar, Bize armağan edilmiş olan bu yaşam yolculuğunda çoğu zaman karşılaştığımız engelleri tek başımıza aşmaya çalışırız. Aşk acısı çekeriz, iş yaşamında sorunlar yaşarız, sosyal hayatta, aile hayatımızda, psikolojik ve sosyal sorunlar yaşadığımız çevre ve durumları çoğaltmak mümkün.Böyle zamanlarda hayatı anlamsız, sorunları çözümsüz, kendimizi ise çaresiz hissederiz. Yaşam denen bu içsel ve kişiler arası yolculuğumuzda, sorunlar yaşadığımızda bir uzmandan destek almak, sorunları sağlıklı çözümlere ulaştırmak ve danışmanla birlikte içsel yeni keşiflerde bulunmak, hayatımıza ve kendimize dair yeni farkındalıklar yaratmak, yaşamımıza yeni bir renk, tat ve anlamlar katacaktır.
Psikolojik danışmanlık, bireyin iç çatışmaları, sorunları ve ruhsal bozuklukları üzerinde yoğunlaşıp kişisel sorunların çözülmesine, bireyin kendisiyle ve çevresiyle barışık hale gelip üretken ve verimli olmasına yardımcı olur.
Durumsal, kısa süreli ve uzun süreli sorun yaşayan bireyler, grup, aile, iş yaşamı ve sistemler danışmanlığın çalışma alanı içine girmektedir.
Kişiler arası ve kişinin kendisi ile olan iç yolculuğunu içine alır ve okul aile, kariyer gibi durum ve ortamlara uyum sağlama ve anlam vermeye ‘’yeterli olmayı keşfetme’’ yolunda bireylere yardımcı olmaya çalışır.
Psikolojik danışmanlık gizlilik, güven ve mahremiyet sağlanmasını gerektiren, danışan merkezli bir süreçtir. Bu süreç, danışan ile danışman arasında kurulan psikolojik etkileşim ve ilişki ile başlar, danışmanlık sürecinin başarılı olması için gereken koşulların sağlanması oranında gelişir ve ilerler.
Psikolojik danışmanın amacı telkin yada tavsiyelerde bulunmak değil, danışanın daha önce farkında olmadığı duygu, düşünce ve isteklerinin bilince ulaşma süreci içinde, kendisini anlamasına ve geliştirmesine yardımcı olmaktır.
Psikoterapi yeniden ögrenme sürecidir, hayatımıza ve geçmişimize farklı perspektiflerden yaklaşabilme gücünü danışana kazandırmaya çalışırken, bu perspektiflerin ve sebep-sonuç ilişkilerinin gözden geçirilip yeniden ele alınabileceğini, denenebileceğini ve bundan da önemlisi yaşamımızı daha keyifli kılabilecek duygu, düşünce ve davranışların edinilebileceği bir süreçtir.
Bu süreç sırasında, geçmişteki olaylara yeni bakış açıları geliştirerek bakabilmede ve danışanın gün geçtikçe kendini yenileyen bir kişi olduğunu fark edebilmesinde onu cesaretlendiririz.
Anlayış arayışı, insanları psikolojik danışman yada psikologlara yönlendirir. Anlaşılmak danışan ve danışmanı birbirine baglar ve zamanla ve sessiz biçimde gelişen güven duygusunun ilk tohumlarını atar.
Psikolojik danışmanlık, danışanların insanları, olayları ve olup bitenleri olduğu gibi görebilme olgunluğuna erişmelerine yardımcı olur.kadinca.net
İnsanoğlu belirsizlikten hoşlanmaz. Psikolojik danışmanın görevlerinden biriside danışanın kesinlik ve egemenlik hissini artırmaktır. İnsanın hayatındaki olayları açıklaması ve uyumlu bir örüntü içinde sıralaması önemli bir adımdır. Bir sıkıntının sebebini bilmek ve adını koymak, onu kendi kontrolümüz altına almanın ilk adımıdır.
Danışanların kendilerini iyileştirebilecek potansiyele sahip olduklarını görmede ve hayatı olduğu kabullenip, herşeyi kontrol edemeyeceklerini kabullenmede psikololik danışmanlık etkili olur.
‘’Neden beni görmek istediniz?’’ yada ‘’Size nasıl yardımcı olabilirim?’’ gibi cümlelerle başlayan danışan ve psikolojik danışman ilişkisi, çok insani bir ilişkidir.
Unutmayın ki ‘’ BİLMEK VE EYLEME GEÇMEMEK, HİÇBİRŞEY BİLMEMEKTİR’’
ve yine unutmayın ki ‘’YARATTIĞINIZ DÜNYAYI ANCAK KENDİNİZ DEĞİŞTİREBİLİRSİNİZ’’
Herkese mutlu ve anlamlı bir yaÅŸam dileÄŸiyle…..
İSMAİL SÖNMEZ